HABER KATEGORİLERİ
  • VİZYONDAN
  • DOSYA
  • GÜNCEL
  • SEKTÖRDEN
  • FİRMALARDAN
  • SEKTÖREL BAKIŞ

  • HABERLER
  • Ametal Yonetim Kurulu Başkanı İsmail Yıldırım, Turk firmaları olarak uluslararası fuarlarda bulunmamız gerekiyor
  • Ahmet Hilmi KAŞLIOĞLU BURSAD Başkan Yardımcısı Umutlandıran bir yıl , 2013
  • Kabinsan, yeni fabrikasında üretimini artıracak
  • Metroplast = Değişim, yaklaşım
  • Tescil Bilmecesi
  • Sanayi İşgücü Girdi Endeksleri arttı
  • Mikosis Dış Ticaret Koordinatörü Erhan ONGUN "Mikosis 'Asansör Elektroniğinde Yeni Ufuklar' açıyor"
  • TASİAD EĞİTİM KOMİTESİ, GEDİK ÜNİVERSİTESİ MESLEK YÜKSEKOKULU’NDA SEKTÖR TANITIMI GERÇEKLEŞTİRDİ
  • Löher Asansör Genel Müdürü Ergin Aktaş Yeni Türk Ticaret Kanunu’na ne kadar hazır olduğumuzu tespit etmeli, vakit kaybetmeden uyum sorunumuzu çözmeliyiz
  • INTERLIFT 2015
  • FERMATOR Ortadoğu İrtibat Ofisi Müdürü MURAT CAMGÖZ; Bu yıl Ortadoğu’dan çok sayıda ziyaretçimiz geldi
  • Has Asansör Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Daha Büyük Bir Yuvaya Kavuşuyor
  • Genemek Genel Müdürü Devrim GECEGEZER
  • Küresel Ekonominin Yarısını Oluşturuyorlar
  • Tempo Rulman Genel Müdürü Erol Batuk 2014 yılında ihracatımızı yüzde 70’lere çıkarmayı hedefl iyoruz
  • RAYMARKET Asansör Malzemeleri Satın Alma ve Pazarlama Müdürü ALİCAN ÖZDAŞ; Türkiye'de müşteri memnuniyeti konusunda yeni bir çığır açacağız
  • HAS ASANSÖR Satınalma Müdürü ERSEL İŞCAN; İhracatımızı 63 ülkeden 100 ülkeye çıkarmayı hedefliyoruz
  • RMT ASANSÖR Genel Koordinatörü NEJAT YUNUSOĞLU; Kaliteli üretimimiz ile sektörde hak ettiğimiz yeri almayı hedefliyoruz
  • SEMATIC Türkiye ve Ortadoğu İşletme Birimi Operasyon Direktörü CAN TURNA Sematic Rel.4 kapı kartı ile fuarda olumlu yorumlar aldık
  • Panoromik Bakış

  • Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün Sektörün hacim ve kalite olarak yukarı yönlü hareketini devam ettireceği düşüncesindeyim (28 Haziran 2013)

    Sayın Bakanım öncelikle bizlere değerli vaktinizi ayırdığınız için Asansör Vizyon Dergisi olarak teşekkür ederiz. Bakanım, okuyucularımıza bilgilendirmek adına geride bıraktığımız ve global ekonomik krizin etkilerini attığımız 2010 yılını ve Türk Sanayisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Ben de size teşekkür ediyorum. 2010 yılı ülkemiz ekonomisi ve sanayi adına gayet olumlu geçmiştir. Orta Vadeli Planda belirlenen hedefler çoğunlukla geride bırakılmış ve sanayi sektörümüz de ekonomik büyümeyi aktif bir şekilde desteklemiştir. 2008-2009 yıllarında dünyada son derece etkili olan küresel finans krizine Türkiye’de büyük ölçüde hazır olmamız, etkin bir kriz yönetimi sergilenmesi ve yerel bazda alınan önlemler neticesinde 2010 yılın da ekonomik göstergelerde arzu edilen performans yakalanmıştır. Belirsizliklerin azalması, tüketici güveninin artması ve kredi koşullarının iyileşmesi, tüketim ve yatırım kararlarını olumlu yönde etkileyerek yurtiçi talebi artırmıştır. Nitekim büyüme istatistiklerinde 2009’un son çeyreğinden başlamak üzere son dört çeyrektir, bazıları hayli yüksek, pozitif rakamlar elde edilmektedir. Öyle ki 2010’un ilk çeyreğindeki yüzde 11.8 ve ikinci çeyreğindeki yüzde 10.2’lik büyüme rakamları dünya çapında saygı duyulan bir ekonomik performansa işaret etmektedir. Şimdi Mart ayı sonunda açıklanacak olan dördüncü çeyrek rakamlarıyla birlikte 2010 yılını yüzde 8 ve üstü gibi hayli yüksek bir büyüme oranı ile geride bırakacağımızı düşünüyoruz. Büyüme açısından temel bir öncü gösterge niteliğindeki Sanayi Üretim Endeksi (SÜE) Ocak ayı rakamları da böyle olumlu bir gelişmeyi teyit eder niteliktedir. Bilindiği gibi 2011 yılı Ocak ayında söz konusu endeks bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 18,9 gibi yüksek bir oranda artış göstermiştir. Ekonomik büyüme hızında tekrar küresel kriz öncesi başarılı performansın yakalanmasıyla birlikte kişi başına düşen milli gelirde de artış olacak ve büyümenin olumlu etkileri geniş toplum kesimlerince daha fazla hissedilecektir. Ulusal ekonomimizdeki toparlanma, 2010 yılında, diğer bazı önemli ekonomik göstergeler bazında da kendisini göstermiştir. Nitekim enflasyon bu yıl Şubat ayı itibariyle yüzde 4,2’ye geriletilmiş, ihracat hacmi 113,9 Milyar, Doğrudan Yabancı Sermaye girişleri ise 8,9 Milyar ABD Doları’na yükselmiştir. Öte yandan 2010’da işsizliği yüzde 11,9 seviyesine (ortalama) geriletmeyi başarırken, sanayi istihdamını da yüzde 19,9’a yükseltmiş bulunuyoruz. Sanayi verimlilik endeksindeki yükseliş ise devam etmektedir. Son olarak tüm bu olumlu gelişmeler ve burada yer darlığından belirtemediklerimiz, devletimizin bütçe performansı ile faiz hadleri ve benzeri piyasa göstergelerine de yansımış olup bu alanlardaki olumlu gidişat da devam etmektedir. 2010 yılında yapılan çalışmalar ve bakanlık olarak 2011 yılı sonu hedefleriniz, beklentileriniz ve paylaşabileceğiniz istatistiksel veriler nelerdir? Sanayi ve Ticaret Bakanlığı olarak 2010’da çok yoğun bir çalışma yılını geride bıraktık. Ülkemizde sanayici, esnaf, ticaret erbabı, küçük ve orta boy işletmeler başta olmak üzere neredeyse tüm vatandaşlarımızla organik bir bağ kurmuş bulunan Bakanlığımızın bu çalışmalarının, ilgili kesimlere azami faydayı getirmekte olduğunu ümit ediyoruz. Gerçekleştirdiğimiz çalışmalar; mevzuat düzenlemelerinden piyasa gözetimine, tüketici haklarının korunmasından ölçü ayar hizmetlerine, online başvuru hizmetlerinden kredi destek mekanizmalarına kadar son derece geniş bir alana yayılmaktadır. 2010 yılında yapılan çok sayıda çalışmadan ilk akla gelenleri burada sizlerle paylaşmak ve 2011’e dair bazı öngörülerimizi aktarmak istiyorum. Türkiye’nin yıllardır ihtiyaç duyduğu Sanayi Strateji Belgesi’ni hazırladık, Yüksek Planlama Kurulu’nda imzalandı ve kamuoyu ile paylaştık. Hazırladığımız bu belge ile, rekabet gücünü ve verimliliği artırmayı, çevreye duyarlı ve sosyal sorumluluk sahibi bir sanayi sektörü oluşturmayı amaçlıyoruz. Böylece işletmelerimizin teknoloji, Ar-Ge, markalaşma, tasarım, kümelenme, birleşme ve ortaklık gibi alanlarda yönlendirici doğru politikalar üretecek araçlar geliştireceğiz. Buna ilaveten, tekstil, hazır giyim, deri ve deri ürünleri sektörlerine yönelik strateji belgesini uygulamaya koyduk; demir-çelik, kimya, makine ve otomotiv sektörlerine ait strateji belgelerini Ekonomi Koordinasyon Kurulu’na sunduk, elektrik-elektronik ve seramik sektörlerine yönelik strateji belgelerini ise tamamlanma aşamasına getirdik. Ayrıca, Bakanlık olarak bu yıl, Esnaf ve Sanatkârlar Strateji Belgesi’ni de hazırladık ve esnafımızın günümüz şartlarına uygun bir dönüşüm yaşaması için gerekli tedbirleri aldık. Mersin’de pilot uygulamasına başladığımız Merkezi Tüzel Kişilik Bilgi sistemi ile, tüzel kişiliklerin kurulması, adres, ana sözleşme değişikliği, sicil kayıtlarının yapılması gibi işlemleri, tek bir veritabanı üzerinden ve online yapmak mümkün hale gelecek. Öyle ki, geçmişte bir iş başvurusu yapmak için birçok yerden evrak toplaması gereken vatandaşımız, bugün artık internet üzerinden kendi şirketini beş dakikada kurabilmektedir. Bugüne kadar 87 işletmeye Ar-Ge Merkezi Belgesi verdik. Bu merkezlerde çalışanların sayısı da 10 bini geçti. Teknogirişim Sermayesi desteğiyle, gençlerimizin teknoloji odaklı iş fikirlerini hayata geçirmeleri için, her yıl 100 gencimize, karşılıksız, geri ödemesiz 100 bin lira hibe desteği veriyor, kendilerine teknoparklarda yer tahsis ediyoruz. 2011 yılında, destek sağlayacağımız teknogirişimci sayısını 300’e çıkarmayı planlıyoruz. Öte yandan, Üniversite-Sanayi İşbirliğini artırmayı hedeflediğimiz San-Tez To provide information to our readers, how do you assess the year 2010 that left behind and take the effects of the global economic crisis and also how do you assess Turkish Industry ? I also want to thank you. The year of 2010 was very positive in the name of our country’s economy and industry. Medium Term Plan targets often were left behind and our industrial sector actively supported the economic growth. The desired performance on economic indicators were caught in 2010 as a result of an effective crisis management, measures taken on local basis and to largely be ready in Turkey on the global financial crisis is extremely effective in the world in 2008- 2009. Reduction uncertainties, increase in consumer confidence and an improvement on credit conditions positively affected consumption and investment decisions. This caused an improvement on domestic demand. As a matter of fact, growth figures in first quarter of 2010 with 11.8 percent and second quarter of 2010 with 10.2 percent indicate a respected growth figures in worldwide. Now we are thinking to leave behind the year 2010 with as 8 percent and much more high growth ratio with fourth quarter results that announced at the end of the March. The index in January 2011 has a high increased high rate with 18.9 compared with the same month of previous year. With gaining successful performance before the global crisis, Gross domestic product will increase and positive effects of growth in wide segment of society will be felt much more. A recovery in our national economy in 2010, has felt itself on the basis of some other important economic indicators. As a matter of fact, inflation was reduced 4.2 percent in February of this year, export volume with 113.9 billion US dollar and direct foreign investment inflows with 8.9 billion US dollar was increased. On the other hand, while we were managed to reduce the unemployment level to 11.9 percent (average), we raised industrial employment to 19.9 percent. The increase is still continues in industrial productivity index. Finally, all of these positive developments and other activities that we couldn’t explain reflected to the state budget and positive schedule on these fields still continues. What are the actions that performed in 2010 and what are your goals as ministry in last quarter of 2011 and what statistical date do you have that you can share with us? programına başladığımız 2007 yılından bu yana, 760 proje başvurusu alınmış olup, bu projelerden 317’si desteklenmeye uygun bulunmuştur. Bu yıl KOSGEB desteklerinde de yenilikçilik için özel bir başlık açtık, KOBİ’lerimizi teknoloji üretmeye teşvik ettik. KOSGEB’in sorumluluklarını arttırarak yeni destek programları hayata geçirdik; Halk Bankası aracılığıyla sağlanan kredilerin hem faizini düşürdük, hem de kredi üst limitlerini artırdık. Geçen yıl yaptığımız kanun değişikliğiyle, KOSGEB’in hedef kitlesini imalat sanayinin yanı sıra, hizmet ve ticaret sektörlerini de kapsayacak şekilde genişlettik. Kümelenme, büyüme, yenilikçilik, girişimcilik gibi alanlara yoğunlaşan bu programlar, ekonominin ihtiyaçları ile birebir örtüşen programlardır. 2011 yılında KOSGEB tarafından yürütülecek faaliyetlerle girişimciliği, bilhassa teknoloji odaklı yenilikçiliği özendirici tedbirleri artıracağız. En önemli hedeflerimizden biri de, 81 ilimizin tamamına KOSGEB hizmet merkezi açmaktır. KOBİ’lerimiz için yeni bir borsa oluşturmak ve bu borsaya açılacak KOBİ’ler için destek programları hazırlama yönündeki çalışmalarımız da devam ediyor. Ayrıca kamu alımlarında Türkiye’de üretilen ürünlerin özendirilmesine yönelik olarak 2010 yılı içerisinde Bakanlığımız koordinasyonunda bir çalışma yürütülmüştür. Bugün itibariyle, yetmiş binin üzerinde sanayi işletmesinin bilgilerini takip ediyoruz. Dinamik bir kayıt sistemimiz var, her gün yeni kayıtlar yapıldığından kayıt sayısı da değişmektedir. 2011 yılında daha şimdiden iş dünyamız için Sanayi Strateji Belgesinin uygulanmaya başlanması, Yeni Ticaret, Borçlar ve Teknoparklar Kanunlarının TBMM’de yasalaşması gibi önemli gelişmeler yaşandı. 2010 yılından taşıdığımız moralle birlikte yine başarılı bir yıl geçireceğimize inanıyorum. Türk sanayisinin ciddi bir atakta olduğu ve ihracat rakamlarındaki artışlardan yola çıkarak; hükümetimizin Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında planladığı Avrupa üretim ve ihracat sıralamasında ilk sıralarda olma hedeflerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Türk sanayisi ve ekonomisinin ciddi bir atakta olduğu saptamasına katılıyor ve buna ilaveten de ekonomimizin tabiri caizse yeni bir “take-off” dönemine girdiğini burada ifade etmek istiyorum. Belki de, 2023’de Avrupa üretim ve ihracat sıralamalarında ilk sıralarda olma ve dünyanın en büyük ilk on ekonomisi arasına girme gibi belirli bir iddia taşıyan hedeflerimizi, bu yeni dönemin doğal bir uzantısı olarak görmek gerekir. Ancak ben, üç önemli unsur olan azim, inanç ve stratejik planlamayla, her türlü iddialı ve ilk bakışta elde edilmesi zor gibi görünen hedefin elde edilebileceğine inanıyorum. Yeter ki kendimize, bu topraklarda yaşayan insanımızın aklına, çalışmasına, gücüne güvenelim ve artık bazı ulusal meseleleri stratejik bir vizyon çerçevesinde, orta ve uzun vadeli değerlendirmeyi ve planlama yapmayı öğrenelim, bunu içselleştirelim. Bu gerçekleştirildiğinde, başaramayacağımız hiçbir şey olmadığını hep birlikte göreceğiz. Bu çerçevede, Türkiye’nin yeni ihracat stratejisinin temeli de 13 yıllık bir projeksiyona dayanmakta olup Cumhuriyetin 100’üncü yılında 500 milyar dolar ve üstünde bir ihracat hacmine ulaşılması hedeflenmektedir. Bunun için de, ülkemiz ihracatının yapısında teknolojik ve uluslar arası ticaretteki gelişmelere paralel olarak belirli bir dönüşüm sağlanması gereklidir. Bu çerçevede oluşturulan “İhracata Dönük Üretim Stratejisi Değerlendirme Kurulu” çalışmalarına süratle devam etmektedir. Bunun yanı sıra, ihracatçılarımızın ihtiyaç duydukları girdilere daha etkin ve düşük maliyetle erişimlerini temin etmek, aynı zamanda bu girdilerin daha fazla oranda yerli olarak temin edilmesini sağlamak üzere sektör bazında “Girdi Tedarik Strateji”lerinin hazırlanmasına da başlanmıştır. Türkiye genelinde özellikle Anadolu’da bir çok firma global krizin ardından çok ciddi yatırımlar yapıyor. Markalaşma ve dünyaya açılma konusunda Türk sanayisini nasıl değerlendiriyor ve yatırım yapan firmaları nasıl destekliyorsunuz? Ülkemiz firmalarının markalaşma ve dünyaya açılma konusunda daha aktif ve İhbir As a Ministry of Industry and Trade, we have the drop on a very busy year of study. We are hoping that our ministry’s actions that establish a relationship with almost all our citizens, manufacturer, business men and especially small and medium size enterprises, brings maximum benefit. Our finished project spreads very larger field from legislation regulations to market surveillance, from protecting consumer rights to settings calibration services, from online application service to credit support mechanism. I want to share projects with you that performed in 2010 and came to mind first and I want to tell about some our predictions about the year of 2011. We prepared Industrial strategy document that turkey needed for long years. It was signed at supreme planning council and shared with public opinion. With the document, we are aiming to increase competitiveness and productivity, and to create an industrial field that is environmentally sound and socially responsible. Thus, we will able to develop devices that guide to fields such as our enterprise’s technology, R&D, branding, design, clustering, merging and partnership. Furthermore, we implanted strategy document for the textile sector, leather and leather product sector, we also present to report to the economic coordination committee that belongs to iron and steel, chemistry, machinery and automotive industries. We have almost completed the strategy document that belongs to electric-electronic and ceramic industries. Additionally, we prepared strategic document for craftsmen and artisans and we took precautions for our craftsmen so they can live on the conditions of our age. In 2011, industry strategy document have already started to be implemented for our business world. Important development had occurred such as law of trade, debts and techno parks were became law on Turkish Grand National Assembly (TGNA). I believe that we will have a successful year again with the morale that came from the year of 2010 results. How do you evaluate the objective that to be the lead on the ranking of Europe production and export that our government planning it in our republic’s 100 th year based on an increasing export volume and a serious attack of the Turkish industry? I agree with determining Turkish industry and economy has a serious attack, additionally I want to signify that our economy has a new “take-off” period. Probably, it must seen an natural extension of this new period that has a particular claim to be the first top ten between the world biggest economy and to be the first lines in the Europe production and export rankings. But I believe that the goals can achieve with tree major elements such as ambition, faith and strategic planning. Just so we trust our self and our people’s mind that lives in this land. In this context, Turkey’s new export strategy based on a 13-year projection and it’s targeted to reach a 500 billion us dollar and above export volume in the 100th year of our republic. For this, it must have provided a specific conversion correspondingly the developments of technology and international trade in the structure of our country’s export. Export-Oriented Manufacturing Strategy Review Board that created in this context rapidly continues to its projects. it is started to preparation of input supply strategies in sector terms for provide to our exporters who needed to access to inputs more efficiently and at low cost. After the global crisis, many companies gerekmektedir. Her yıl dünyanın en büyük beş yüz markasının değerlendirildiği “Brand Finance Global 500”’ün yeni açıklanan 2011 yılı listesindeki tek Türk markası 2,28 milyar dolarlık marka değeri ile İş Bankası’dır. Türkiye güçlü yerel markalara sahiptir. Ancak bunların bölgesel ve uluslar arası tanınırlık kazanabilmeleri için yeni açılımlara ihtiyaç vardır. Türkiye’nin henüz bir dizi küresel marka çıkaramamış olmasının yolun sonu olmadığını; şirketlerimiz bu önemli konu üzerine eğilmeye devam etmeleri gerektiğini düşünüyoruz. Stratejik ve zamana yayılan bir yapısı olan küresel marka oluşturma süreci, hiç şüphe yok ki, uzun ve zahmetli bir süreçtir. Ancak nihai ödül çok büyük olup günümüzde dünyanın önde gelen markalarının hemen hepsi bu süreçlerden geçmiştir. Bunun için de şirketlerimizin markalaşma çabalarının desteklenmesi için belirli destek unsurlarını devreye koymuş bulunuyoruz. Bunlar arasında KOSGEB’in İşletme Geliştirme Destek Programları arasında yer alan Sınai ve Fikri Mülkiyet Hakları Destekleri, Tanıtım Destekleri ile Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın benzer destek programlarını sayabiliriz. Ancak şu bir gerçektir ki bir markanın uluslararasılaşma süreci, her şeyden önce ilgili müteşebbislerin zihinsel şemalarında başlar. Devlet-özel sektör koordinasyonu ve işbirliği ise bunu takip eder. Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun Türk Sanayisini ve sanayicisini nasıl etkilediğinden bahsedebilir misiniz? Getirdiği yenilikler ve düzenlemeler çerçevesinde Yeni Türk Ticaret Kanunu ülkemizde, yatırım ve iş yapma ortamının iyileştirilmesine, şirketlerimizde kurumsal yönetim ilkelerinin benimsenmesine ve kayıt dışılığın önlenmesine kadar birçok hususta önemli katkıda bulunacaktır. Kanunda, işletmelerimizin ticari ve ekonomik yönden uluslararası rekabet piyasalarında güçlü aktörler olarak çalışmalarını sağlayacak kurum ve sistemlere yer verilmiş, onlara daha fazla serbest hareket edebilme imkânı getirilmiştir. Getirilen düzenlemeler ile şeffaflık ve hesap verilebilirlik ilkeleri çerçevesinde, şirket ortakları ile bunlarla ticari ilişkiye giren üçüncü kişiler koruma altına alınmıştır. Artık gerçek kişi veya tüzel kişi tacirlerle ticari ilişkiye girecek her kesimden kişiler, bu tacirler ile ilgili bilgiye ulaşabilecek, yapacağı ticari işlere yönelik kararlarını bu bilgiler çerçevesinde şekillendirebilecektir. Bu çerçevede ticari hayatımızı düzenleyici ve kolaylaştırıcı bazı önemli yenilikler kapsamında sanayicilerimizi, girişimcilerimizi ilgilendiren bazı temel hususları kısaca sizlerle paylaşmak istiyorum: Artık ticaret sicili işlemleri, Bakanlığımızca oluşturulan “Merkezi Sicil Kayıt Sistemi” (MERSİS) üzerinden yapılacak olup, sanayicilerimizin tacirlerle ilgili ihtiyaç duyduğu ticaret sicili kayıtlarına buradan erişim mümkün olacaktır. Şirketlerin birleşmesi, bölünmesi ve tür değiştirmesi yeni esaslara bağlanmıştır. Birleşmenin aynı türdeki şirketler arasında olması şartı kaldırılarak, şirketlerin birleşmeleri esnek bir yapıya kavuşturulmuştur. Şirketlere tür (nev’i) değiştirme serbestîsi tanınmıştır. Örneğin bir anonim şirket, bir limited şirketine yahut bir kolektif şirket bir anonim şirkete dönüşebilecektir. Ayrıca tek kişilik anonim ve limited şirket kurulmasına imkân tanınarak dışarıdan ortak arama zorunluluğu ortadan kaldırılmıştır. Bunun yanı sıra işlem denetçisi raporu düzenlenmesi getirilmiştir. Böylelikle şirketler, en baştan itibaren sağlıklı bir şekilde kurulacaktır. Yönetim kurulu üyesinin ortak olma şartı kaldırılmış, bu kurulun en az üç üyeden oluşacağına ilişkin mevcut hüküm terk edilerek bir üyeli yönetim kuruluna imkân tanınmıştır. Şirketlerin yönetiminde kurumsallaşmanın önü açılmıştır. Sermaye şirketlerinin bağımsız denetimden geçmesi ve şirketlerde şeffaflığın sağlanması amacıyla, her sermaye şirketine bir web sitesi açma zorunluluğu getirilmiştir. İlaveten, şirketlerin yönetim kurulu ve genel kurul toplantıları artık elektronik ortamda da gerçekleştirilebilecektir. “Önce küçük olanı düşün” ilkesinden hareketle KOBİ’lerimizin finansman sorununu çözmek açısından, geç ödemelerde alacaklının korunmasına ilişkin bir düzenleme de yapılmıştır. Türk Sanayisinde önemli bir yere sahip olan Asansör sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz ve özellikle teknoloji ve kalitede Avrupa standartlarını yakalayan Türk üreticilerimiz hakkında neler söyleyebilirsiniz? Türk asansör sektörü denilince, 1907 senesinde İzmir’de su ile çalışan, bulunduğu semte ismini vermiş, İzmir’in tarihi asansörü ile İstanbul’un nadide tarihi eserlerinden Hidiv Kasrı’nın buharla çalışan üç asansörü unutmak mümkün müdür. Türkiye’de asansör sanayinin gelişimi bundan sonra da devam etmiş ve 1971 yılında İstanbul Asansör Derneği, 1972’de ise Asansör, Yürüyen Merdiven Sanayicileri Derneği (AYSAD)’ın kurulmasının ardından birçok şehrimizde kurulan asansör dernekleri sektörün ülke genelinde olgunlaşmasını sağlamıştır. have very serious investments around the Turkey, especially Anatolia. How do you evaluate the Turkish industry about branding and spreading to the world and how do you support companies that making investments? Our country’s companies must be more aggressive and more active about branding and spreading to the world. The only Turkish brand is “Is Bank” in new announced list of Brand Finance Global in 2011 where the biggest five hundred brand of the world evaluated in. Turkey has powerful local brands. However, these brands need new expansions to gain regional and international recognition. We think that it is not the end of the road for Turkey not to have a global brand yet and our companies need to focus on this important issue. The process of forming global brand that has a strategic structure is a long and painful process. But the reward is so great and almost all of leading brands passed from the same process. For this, we formed significant support services for our companies’ branding efforts. With Industrial and Intellectual Property rights that take place in Business development support programs of KOSGEB and support programs of under secretariat of Foreign Trade is among these support service. Could you tell us about how the new Turkish commercial code affects the Turkish industry and industrialist? New Turkish commercial law in our country regarding the regulations and innovations improves investment and business environment and will contribute to prevention of many informalities and adoption of the principles of corporate management. It was given way to institutions and systems in act that caused to our enterprises can be take place as more powerful actors in international competition markets and they have a possibility to move more free. With regulations implemented about principles of transparency and accountability protected corporate partners and third parties that have relationship with corporate partners. Now, natural person and legal person can be in a commercial relationship with all walks of society and they can achieve all kind of information about these traders. In this context, I would like to share some information briefly that interest in our entrepreneurs and industrialist. Commercial registration is carried out over Central Registry Recording System (MERSİS) created by our ministry. In this way, accessing records will be possible for our industrialist about commercial records that Asansör sektörünün performansı, sektörü oluşturan firmalarımızın satış ve ihracat hacimleri, bu sektörde oluşan toplam istihdam, ulaşılan teknoloji seviyesi ve Ar-Ge potansiyeli gibi unsurlar pek tabii ki ülkemiz sanayii açısından önem taşımaktadır. Esasen, hızlı bir kentleşmenin çoğunlukla dikey yapılaşma ile birlikte hüküm sürdüğü günümüz Türkiye’sinin olmazsa olmazlarından birisidir asansör sektörü. Konut açığının devam ettiği ülkemizde inşaat sektörü süratli gelişimini sürdürdüğü sürece de, asansör sanayinin gerek hacim ve gerekse kalite olarak yukarı yönlü hareketini devam ettireceği düşüncesindeyim. Bugün için, uluslararası hotel zincirlerinden hastanelere; lüks rezidanslardan Anadolu’muzun dört bir yanında inşa edilmekte olan toplu konut projelerine kadar her yer, asansör sanayi için mümbit birer alandır. Türkiye’de, mevcut sektör alt yapısı ile kalite ve güvenlik yönünden dünyanın en üst düzeyinde asansörler tasarlanabilmekte ve montajları yapılabilmektedir. Diğer bir ifadeyle, yüksek binalarda ve seçici davranan bilinçli tüketici veya kuruluşlarca yapılan veya yaptırılan bina ve yapılarda, mükemmel denebilecek seviyede asansörler monte edilebilmektedir. Bu arada, asansör bakım ve onarım işleri önemli bir istihdam potansiyeli yaratmaktadır. Asansörlerin emniyetli çalışması için şart olan ve bu nedenle yasal zorunluluk olarak ilgili mevzuatla getirilmiş olan aylık bakımların kullanıcılar tarafından eksiksiz bir şekilde yaptırılması durumunda, çok sayıda kişiye yeni iş imkânı yaratılacaktır. Ayrıca Asansör Bakım ve İşletme Yönetmeliği gereği belediyeler tarafından yaptırılacak yıllık muayeneler neticesinde de, mühendislik formasyonlu teknik personele iş imkânı sağlanabilecektir. 2010 yılında atağa kalkan ve 2011 yılı başlarında ciddi yatırımlar ile göze çarpan asansör sektörünün, yurtdışından ciddi talepler ile ihracat artışlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? İhracat artışı olduğu zaman bundan elbette ki büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Türk ulusal mevzuatının Avrupa Birliği teknik mevzuatına uyumlu hale gelmesi, sektörün ihracat şansını olumlu yönde arttırmıştır. Bu artış, sadece AB Üyesi ülkelerle sınırlı olmayıp, tüm dünyada Türk ürünlerine olan güveni ve dolayısıyla talebi ortaya çıkarmış, dolayısıyla artışına sebep olmuştur. Asansör sektörü ihracata yönelik olarak ciddi bir potansiyele sahiptir. Bu potansiyelin harekete geçirilmesi, sektörün daha sağlıklı büyümesine yardımcı olacaktır. Çünkü asansör sektöründe, markalaşan ve ihracat yapan öncü firmaların açtığı yoldan, diğer firmalar da yürümekte ve böylece yabancı firmalarla teknolojik işbirliği, ortak girişim, lisans ve benzeri anlaşmalar yapılabilmektedir. Sektörün böylece şirket evlilikleri yaparak büyümesi ve akabinde markalaşma neticesinde bu alanda dünyaya açılabilmesi kolaylaşacaktır. Ayrıca sektörün önünde uzun yıllardır durgunluk içinde olan eski Sovyet Cumhuriyetleri, Kuzey Irak, AB ülkelerinde eski asansörlerin modernizasyonu (iyileştirilmesi veya güvenlik seviyelerinin arttırılması) gibi potansiyel pazarlar da mevcuttur. Özellikle sektörün yaşadığı sorunlar ve çözüm önerileri konusunda paylaşa bileceğiniz bilgiler ve son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir? Sektörün sorunları, uzun yıllardır bu sektörde yer alan değerli firmalarımız, sivil toplum kuruluşlarımız ve tarafımızca iyi bilinmekte ve çözüm yolları aranmaktadır. Bununla birlikte, bizim Bakanlık olarak üzerinde bilhassa durmak istediğimiz nokta markalaşma çabalarıyla ilgilidir. Sektör içerisinde önemli konuma haiz asansör üretim ve montaj firmalarında markalaşmaya yönelik çaba, stratejik planlama ve bütçelemenin daha da artırılmasının, sektörü orta ve uzun vadede çok rahatlatacağı inancındayız. Markalaşma ile birlikte fiyat, hizmet ve ürün kalitesi gibi esnek çözüm yolları arayan inşaat sektörüne uygun dinamik firmaların oluşturulması da, firmaların rekabetçi avantajlarını artıracaktır. Bunun için de firmaların öncelikle yerel iş potansiyellerini geliştirmeleri gereklidir. Ancak bu aşamada ortaya çıkabilecek verimsiz üretim sistemleri, teknik yetersizlik, kalifiye eleman eksikliği ve operasyonel tecrübesizlik gibi problemlere bir şekilde çözüm getirilmesi esastır. Zira ancak bu şekilde ulusal bir marka olabilmenin yolu açılacaktır. Asansör sektörünün faaliyetleri, aralarında Belediyeler, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile Bakanlığımızın da bulunduğu çok sayıda paydaşın görev ve yetki alanına girmektedir. Onun içindir ki, sektörle ilgili olarak, mevzuat hazırlıklarından uygulamaya kadar her türlü meselede bu paydaşlar arasında azami uyum, iş birliği ve koordinasyonun sağlanması, muhtemel problemlerin çözümünü de kolaylaştıracaktır. Bununla birlikte, bizler, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı olarak üstümüze düşen görevi, elden gelen azami gayret ile yerine getirme arzusu içerisindeyiz. Bu sektördeki Piyasa Gözetim ve Denetim faaliyetlerimizde, örneğin, kısıtlı personel sayısı ve hızla artan iş yüküne rağmen her yıl çıtayı biraz daha yükseltmekten dolayı mutluluk duyuyoruz. Öte yandan, PGD faaliyetleri ile birlikte sektör için belki de en önemli projemiz, mevcut asansörlerin güvenlik seviyelerinin arttırılmasını sağlayacak mevzuata ilişkin Asansör Teknik Komitesi bünyesinde gerçekleştirilen çalışmalar olmuştur. Burada, oluşturulan bir Alt Çalışma Grubu vasıtasıyla teknik çalışmalar neticelendirilerek ilgili yönetmeliğin hazırlanması noktasına gelinmiştir. Ayrıca 2010 yılı itibarıyla, 95/16/AT Asansör Yönetmeliği kapsamında 821 adet ürün denetimi yapılmış olup, teknik düzenlemesine uygunsuzluğu tespit edilen asansörler için, asansör montaj firmalarına 4703 sayılı Kanun gereği 363 bin 647 TL idari para cezası kesilmiştir. Son olarak, iki yılda bir düzenlenip İstanbul’da Nisan ayında gerçekleştirilecek olan Uluslar arası Asansör Fuarı’nın yeni ve verimli işbirliklerine vesile olmasını diliyor, asansör sektörünün değerli girişimci ve çalışanları ile sizleri de sektörün sesi olmanız ve son derece faydalı çalışmalarınızdan dolayı kutluyorum.Asansör sektörünün performansı, sektörü oluşturan firmalarımızın satış ve ihracat hacimleri, bu sektörde oluşan toplam istihdam, ulaşılan teknoloji seviyesi ve Ar-Ge potansiyeli gibi unsurlar pek tabii ki ülkemiz sanayii açısından önem taşımaktadır. Esasen, hızlı bir kentleşmenin çoğunlukla dikey yapılaşma ile birlikte hüküm sürdüğü günümüz Türkiye’sinin olmazsa olmazlarından birisidir asansör sektörü. Konut açığının devam ettiği ülkemizde inşaat sektörü süratli gelişimini sürdürdüğü sürece de, asansör sanayinin gerek hacim ve gerekse kalite olarak yukarı yönlü hareketini devam ettireceği düşüncesindeyim. Bugün için, uluslararası hotel zincirlerinden hastanelere; lüks rezidanslardan Anadolu’muzun dört bir yanında inşa edilmekte olan toplu konut projelerine kadar her yer, asansör sanayi için mümbit birer alandır. Türkiye’de, mevcut sektör alt yapısı ile kalite ve güvenlik yönünden dünyanın en üst düzeyinde asansörler tasarlanabilmekte ve montajları yapılabilmektedir. Diğer bir ifadeyle, yüksek binalarda ve seçici davranan bilinçli tüketici veya kuruluşlarca yapılan veya yaptırılan bina ve yapılarda, mükemmel denebilecek seviyede asansörler monte edilebilmektedir. Bu arada, asansör bakım ve onarım işleri önemli bir istihdam potansiyeli yaratmaktadır. Asansörlerin emniyetli çalışması için şart olan ve bu nedenle yasal zorunluluk olarak ilgili mevzuatla getirilmiş olan aylık bakımların kullanıcılar tarafından eksiksiz bir şekilde yaptırılması durumunda, çok sayıda kişiye yeni iş imkânı yaratılacaktır. Ayrıca Asansör Bakım ve İşletme Yönetmeliği gereği belediyeler tarafından yaptırılacak yıllık muayeneler neticesinde de, mühendislik formasyonlu teknik personele iş imkânı sağlanabilecektir. 2010 yılında atağa kalkan ve 2011 yılı başlarında ciddi yatırımlar ile göze çarpan asansör sektörünün, yurtdışından ciddi talepler ile ihracat artışlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? İhracat artışı olduğu zaman bundan elbette ki büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Türk ulusal mevzuatının Avrupa Birliği teknik mevzuatına uyumlu hale gelmesi, sektörün ihracat şansını olumlu yönde arttırmıştır. Bu artış, sadece AB Üyesi ülkelerle sınırlı olmayıp, tüm dünyada Türk ürünlerine olan güveni ve dolayısıyla talebi ortaya çıkarmış, dolayısıyla artışına sebep olmuştur. Asansör sektörü ihracata yönelik olarak ciddi bir potansiyele sahiptir. Bu potansiyelin harekete geçirilmesi, sektörün daha sağlıklı büyümesine yardımcı olacaktır. Çünkü asansör sektöründe, markalaşan ve ihracat yapan öncü firmaların açtığı yoldan, diğer firmalar da yürümekte ve böylece yabancı firmalarla teknolojik işbirliği, ortak girişim, lisans ve benzeri anlaşmalar yapılabilmektedir. Sektörün böylece şirket evlilikleri yaparak büyümesi ve akabinde markalaşma neticesinde bu alanda dünyaya açılabilmesi kolaylaşacaktır. Ayrıca sektörün önünde uzun yıllardır durgunluk içinde olan eski Sovyet Cumhuriyetleri, Kuzey Irak, AB ülkelerinde eski asansörlerin modernizasyonu (iyileştirilmesi veya güvenlik seviyelerinin arttırılması) gibi potansiyel pazarlar da mevcuttur. Özellikle sektörün yaşadığı sorunlar ve çözüm önerileri konusunda paylaşa bileceğiniz bilgiler ve son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir? Sektörün sorunları, uzun yıllardır bu sektörde yer alan değerli firmalarımız, sivil toplum kuruluşlarımız ve tarafımızca iyi bilinmekte ve çözüm yolları aranmaktadır. Bununla birlikte, bizim Bakanlık olarak üzerinde bilhassa durmak istediğimiz nokta markalaşma çabalarıyla ilgilidir. Sektör içerisinde önemli konuma haiz asansör üretim ve montaj firmalarında markalaşmaya yönelik çaba, stratejik planlama ve bütçelemenin daha da artırılmasının, sektörü orta ve uzun vadede çok rahatlatacağı inancındayız. Markalaşma ile birlikte fiyat, hizmet ve ürün kalitesi gibi esnek çözüm yolları arayan inşaat sektörüne uygun dinamik firmaların oluşturulması da, firmaların rekabetçi avantajlarını artıracaktır. Bunun için de firmaların öncelikle yerel iş potansiyellerini geliştirmeleri gereklidir. Ancak bu aşamada ortaya çıkabilecek verimsiz üretim sistemleri, teknik yetersizlik, kalifiye eleman eksikliği ve operasyonel tecrübesizlik gibi problemlere bir şekilde çözüm getirilmesi esastır. Zira ancak bu şekilde ulusal bir marka olabilmenin yolu açılacaktır. Asansör sektörünün faaliyetleri, aralarında Belediyeler, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile Bakanlığımızın da bulunduğu çok sayıda paydaşın görev ve yetki alanına girmektedir. Onun içindir ki, sektörle ilgili olarak, mevzuat hazırlıklarından uygulamaya kadar her türlü meselede bu paydaşlar arasında azami uyum, iş birliği ve koordinasyonun sağlanması, muhtemel problemlerin çözümünü de kolaylaştıracaktır. Bununla birlikte, bizler, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı olarak üstümüze düşen görevi, elden gelen azami gayret ile yerine getirme arzusu içerisindeyiz. Bu sektördeki Piyasa Gözetim ve Denetim faaliyetlerimizde, örneğin, kısıtlı personel sayısı ve hızla artan iş yüküne rağmen her yıl çıtayı biraz daha yükseltmekten dolayı mutluluk duyuyoruz. Öte yandan, PGD faaliyetleri ile birlikte sektör için belki de en önemli projemiz, mevcut asansörlerin güvenlik seviyelerinin arttırılmasını sağlayacak mevzuata ilişkin Asansör Teknik Komitesi bünyesinde gerçekleştirilen çalışmalar olmuştur. Burada, oluşturulan bir Alt Çalışma Grubu vasıtasıyla teknik çalışmalar neticelendirilerek ilgili yönetmeliğin hazırlanması noktasına gelinmiştir. Ayrıca 2010 yılı itibarıyla, 95/16/AT Asansör Yönetmeliği kapsamında 821 adet ürün denetimi yapılmış olup, teknik düzenlemesine uygunsuzluğu tespit edilen asansörler için, asansör montaj firmalarına 4703 sayılı Kanun gereği 363 bin 647 TL idari para cezası kesilmiştir. Son olarak, iki yılda bir düzenlenip İstanbul’da Nisan ayında gerçekleştirilecek olan Uluslar arası Asansör Fuarı’nın yeni ve verimli işbirliklerine vesile olmasını diliyor, asansör sektörünün değerli girişimci ve çalışanları ile sizleri de sektörün sesi olmanız ve son derece faydalı çalışmalarınızdan dolayı kutluyorum.  Bakan Ergun: "Sektorun sorunları, uzun yıllardır bu sektorde yer alan değerli fi rmalarımız, sivil toplum kuruluşlarımız ve tarafımızca iyi bilinmekte ve cozum yollarıaranmaktadır. Bununla birlikte, bizim Bakanlık olarak uzerinde bilhassa durmak istediğimiz nokta markalaşma cabalarıyla ilgilidir. Sektor icerisinde onemli konuma haiz asansor uretim ve montaj fi rmalarında markalaşmaya yonelik caba, stratejik planlama ve butcelemenin daha da artırılmasının, sektoru orta ve uzun vadede cok rahatlatacağıinancındayız."  related with traders. The mergers, division and changing types are linked to the new principals. it is not necessary anymore that same kind of companies cannot merge. Mergers of company have a flexible structure now. Right of changing type was allowed to companies. For instance, a joint stock company can transform a limited liability corporation or an open company also can transform a joint stock company. How do you evaluate the elevator sector that has an important position in Turkish industry and what would you say about Turkish manufacturers who catches the Europe standards in the field of technology and quality? When we talk about Turkish elevator sector, it is not possible to forget the elevator of the city of Izmir and Hidiv Kasrı’s, the most unique historical artefact of Istanbul, three elevators that works with steam. Then, development of elevator industry continued in Turkey and Istanbul elevator association was formed in 1971, Elevator and escalator industry association (AYSAD) was formed in 1972. After that most of our city was found elevator associations. This lead to elaboration of industry around the country. Factors such as performance of elevator industry, export and import volumes of the companies that contribute elevator sector, total employment level in industry and potential of R&D are important for our country’ industry. The world’s top level elevators can be design and assembling in turkey with existing infrastructure of sector. How do you evaluate increase of export volumes of elevator sector that started to attack in 2011 and has serious investment in 2011? We are appreciate when an increase occur in export volumes. Turkish national legislation has started compatible with European Union technical legislation; therefore, it rose in positive way of the chances of export sector. This increase is not only limited with European Union members but also it increase the confidence to Turkish product in all over the world therefore, it caused to formation of demand and made it raised. Elevator sector has a serious export oriented potential. To put this potential in action helps the industry about growing healthy. Because the other companies can walk on the way that opened by leading companies in Elevator industry which branding and exporting in elevator industry. So that they can make agreements with foreign companies about technological cooperation, joint ventures and licensing agreements. What information could you share about industry’s problems and about their solutions and what do you want to add? Industry’s problems had well known for many years by, precious company in this industry, non-governmental organizations by us and ways of solution of the problems was still searching. The point that we want to focus on as ministry is related with branding efforts. We believe that an increase in branding efforts of elevator installation companies, their strategic planning and budgeting will make the industry relieved in medium term and long term. To forming of dynamic company for Construction Industry that seeking flexible solution ways such as branding, price, and service - product quality will increase the competitive advantages of companies. Therefore, companies should firstly improve their local business potentials. At this point, the only possible way to solve problems such as inefficient production systems, technical inadequacy, lacking of qualified employees is improvement of company’ local business potentials. Finally, I’m wishing that International Elevator Exhibition that arranged biennially and will hold in Istanbul in April will cause new and efficient co operations and I congratulate you for your extremely useful operations and being the voice of the industry.

    ways to contract hiv site early signs of aids
    would my boyfriend cheat should i tell my boyfriend i cheated on him i cheated on my boyfriend now what
    why my husband cheated on me why would my husband cheat why would my husband cheat
    i cheat on my boyfriend slokell.com i told my boyfriend i cheated on him
    women cheat I cheated on my boyfriend why do husband cheat
    adult intimate stories femchoice.org preteens having sex stories
    walgreens photo coupon in store printable site walgreens online coupons 2015
    i want a abortion symptoms after abortion what is an in clinic abortion
    i want a abortion abortion pill what is an in clinic abortion
    avodart pill lasix acyclovir pill
    propranolol krishnan.co.in prednisolone pill
    free viagra coupon 2016 markthrice.com transfer prescription coupon
    prescription drugs discount cards site 2016 viagra coupon
    abortion pill abortion pill abortion pill
    can i take antabuse and naltrexone can i take antabuse and naltrexone can i take antabuse and naltrexone
    lisinopril and headaches dizziness lisinopriland.net lisinopril and headaches dizziness
    lisinopril and headaches dizziness lisinopril and headaches dizziness lisinopril and headaches dizziness
    discount cialis prescription read free coupon for cialis
    free prescription drug discount card click prescription drugs coupon
    risperdal effets secondaires warpedfish.co.uk risperdal notice
    naproxene link naproxen kruidvat
    escitaloprama adboesten.nl escitalopram teva 10 mg
    ramipril hexal alkohol ilkpirlantam.com ramipril bivirkninger
    ramipril hexal alkohol ilkpirlantam.com ramipril bivirkninger
    euthyrox wirkstoff igliving.com euthyrox 125
    quetiapine fk quetiapine 25 quetiapine
    seroquel 300 mg seroquel seroquel sevrage
    aravalle aravalle aravaca codigo postal
    free cialis coupon 2016 go discount prescription drug card
    drug coupon cialis.com coupons coupons for drugs
    drug coupon datum-digital.com coupons for drugs