HABER KATEGORİLERİ
  • VİZYONDAN
  • DOSYA
  • GÜNCEL
  • SEKTÖRDEN
  • FİRMALARDAN
  • SEKTÖREL BAKIŞ

  • HABERLER
  • TASİAD Başkanı Levent Akdemir Bizleri temsil eden şeffaf bir fuar organize ediyoruz
  • Vital Asansör Genel Müdürü Sadık Muharrem Güden "Birkaç yıl içerisinde, üretimimizin yüzde 30’unu ihraç etmeyi hedefl iyoruz"
  • AYHA ASANSÖR GENEL MÜDÜRÜ HÜSEM KAYHAN 2013’te, ihracatta beklenmedik rakamlara ulaştık
  • AS-EL-KA Asansör , Bayileri ile Antalya’da Buluştu
  • İmar Kanunu Düzenlemesi TBMM Yolunda
  • CLINDAS GENEL MÜDÜRÜ MEHMET DEDE CLINDAS DIŞ TİCARET MÜDÜRÜ FATMA ÖZTÜRK ERGÜL
  • Fas’ta bir Türk markası
  • Ozray, Konuklarını Kordon’da Ağırladı Ozray, ev sahipliği yaptığı İzmir Asansor Fuarı’nda konuklarını Kordon Korfez Restaurant’ta ağırladı.
  • BÜYÜK EKER BİJON, 2016 yılında ayda bin, 2017’de 3 bin motor üretmeyi hedefliyor
  • Resmet Genel Müdürü İlker YILDIRIM "Resmet 2015’e, Üretimini 4 Katına Çıkararak Giriyor"
  • Ankaralı Asansörcüler İftar Programıyla Bir Araya Geldiler
  • İstihdam ve mesleki eğitim projesinde dev adım
  • ASANSÖR PİYASA GÖZETİMİ VE DENETİMİ YÖNETMELİĞİ YAYINLANDI
  • Akış dişlisiz motorun gearless
  • EBSO Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Ender Yorgancılar 2012 senesi, tüm dünya ekonomileri için önemli bir sınav olacaktır
  • Eren Makina Uretim Muduru Celal Ekici Eren Makine 2014 yılında 20 bin asansor ray bağlantı elemanı ihrac edecek
  • ASFED heyeti, Sanayi Ürünleri Güvenliği ve Denetimi Genel Müdürü Muhsin Dere’yi ziyaret etti
  • RUSYA 2015
  • SRL Asansör Kurucu Ortağı ve Dış Ticaret Müdürü Mustafa KARAKUŞ "Çok Üretim Değil, Kaliteli Üretimden Yanayız"
  • SEMATIC Türkiye ve Ortadoğu İşletme Birimi Operasyon Direktörü CAN TURNA Sematic Rel.4 kapı kartı ile fuarda olumlu yorumlar aldık

  • TOBB Başkan Yardımcısı ve EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender YORGANCILAR 'YENİ BİR SANAYİ-ÜRETİM HİKAYESİNİN VE HEYECANININ HAYATA GEÇİRİLMESİNE' ihtiyacımız var. (24 Şubat 2015)

    2014 yılı ekonomik değerlendirmesini ve 2015 yılı öngörülerini aldığımız TOBB Başkan Yardımcısı ve EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar dergimize özel açıklamalarda bulundu. 2014 yılının siyasetin ve iç karışıklıkların gölgesinde kaldığını hatırlatan Yorgancılar; “Yaşadığımız olumsuzluklara rağmen son zamanlarda küresel denklemlerdeki değişmeler, 2015 yılına ilişkin umutlarımızı arttırıyor. Bu noktada, küresel petrol fi yatlarındaki düşüş özellikle dikkat çekici. 1 Aralık 2014 itibariyle 68 dolara kadar düşen, 2015’te de düşük seyirde devam etmesi beklenen petrol fi yatlarındaki değişim, bu haliyle cari açığımıza ve enfl asyonumuza olumlu katkı sunacaktır. Ayrıca 2015 itibariyle, son derece iddialı hedefl erimizin bulunduğu 2023’e artık 10 yıldan daha az bir süre kalmaya başlaması, ivedilikle üretime ve sanayiye odaklanılması gereğini ortaya koymaktadır. Sadece fi nans ve inşaat sektörleriyle, sürdürülebilir bir büyüme ve kalkınma sağlanamayacağı açık bir biçimde anlaşılmış olmaktadır. İlgili ortamlarda sıklıkla vurguladığımız üzere ‘YENİ BİR SANAYİ-ÜRETİM HİKAYESİNİN VE HEYECANININ HAYATA GEÇİRİLMESİNE’ ihtiyacımız var.” dedi.

     Başkanım, 2014 yılı Türk sanayisi, ticari hayatı ve ekonomisi açısından nasıl bir yıldı?

     2013 yılı sonlarında ekonomik dengelerde çeşitli bozulma işaretleri ortaya çıkmaya başlamıştı. Bu bağlamda 2014 yılına girerken, ivedilikle iş dünyasına odaklanılarak, bozulmaya başlayan ekonomideki dengenin yeniden sağlanması ve önemli atılımların hayata geçirilmesi en öncelikli beklentimiz haline gelmişti.

    Ancak 2014’ün ana gündem maddeleri, küresel ölçekte Ortadoğu’daki çatışmalar ve Rusya’nın Ukrayna’ya ilişkin tutumu, ulusal ölçekte ise iç siyasetimizdeki karışıklıklar, mültecilerin göç dalgası, çatışmalara müdahale tartışmaları, ölümlü protesto eylemleri ve benzeri olaylar olmuştur. Özetle 2014, beklentilerimizin aksine, gerek ulusal gerekse uluslararası arenada ekonomiden ziyade siyaset ve güvenlik meselelerinin öne çıktığı bir yıl olmuştur. Bu yoğun ve belirsiz gündeme, ülkemizdeki yerel yönetim ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin eklenmesiyle, ekonomimiz ilk üç çeyrekte yoğun biçimde siyasetin gölgesinde kalmıştır.

     Bu sebeple, temel makro ekonomik göstergelerimizde olumsuzluklar baş göstermiştir. Enfl asyon hedefi nin saparak çift haneye yaklaşması, işsizlik oranının çift haneye ulaşması ve sanayi üretim endeksi, büyüme oranı gibi temel ekonomik göstergelerimizde memnun edici bir tablonun görülmemesi, ekonomide bozulma riskini gündeme getirmiş; uluslararası kuruluşlar da raporlarında Türkiye’ye ilişkin uyarılarda bulunmuşlardır.

    Komşu coğrafyamızdaki çatışmalar, ihracat yapımızı da olumsuz etkilemiştir. Özellikle Suriye ve Mısır ile tüm ticari faaliyetlerimizin durması, Irak’a gerçekleştirdiğimiz ihracatın büyük ölçüde kısıtlanması, dış ticaret fi rmalarımızı sıkıntıya düşürmüştür. Bununla birlikte, özel sektörün dış borçlarının yüksek miktarda artması da, şirketlerimizi zor durumda bırakan bir diğer ayrıntıdır. Ancak, geçtiğimiz haftalarda açıklanan Orta Vadeli Program ve öncelikli yapısal dönüşüm eylem planı, ekonomik istikrarın tekrar sağlanması adına bizleri umutlandırmaktadır.

    2015 yılı Türk ticari hayatı açısından sizce nasıl geçecek?

    2014’deki ekonomik hedefl erimize karşın siyaset odaklı bir gündem izlememiz, ekonominin tekrar öncelikli hale gelmesi yönündeki beklentilerimizi güçlendirmiştir. Ancak, çatışmaların tansiyonunun düşürülememesi ve önümüzdeki Haziran ayında gerçekleştirilecek olan genel seçimler, yılın ilk yarısında üzerimizde yine politikanın ağırlığını hissettirecektir.

    Ayrıca enfl asyon, işsizlik ve dış ticaret gibi temel makro ekonomik göstergelerimizdeki olumsuzluklar, 2015’te bizi yine zorlu bir yıl beklediğine işaret etmektedir. Bu bağlamda, 2015’den temel beklentimiz ekonominin siyasetin gölgesinde kalmasına izin verilmemesidir. Özellikle geçtiğimiz haftalarda açıklanmış olan programların bir takvim planı dahilinde gerçekleştirilmesi, kağıt üstünde kalmaması çok önemlidir. Bununla birlikte, yaşadığımız olumsuzluklara rağmen son zamanlarda küresel denklemlerdeki değişmeler, 2015 yılına ilişkin umutlarımızı arttırmaktadır.

     Bu noktada, küresel petrol fi yatlarındaki düşüş özellikle dikkat çekicidir. 1 Aralık 2014 itibariyle 68 dolara kadar düşen, 2015’te de düşük seyirde devam etmesi beklenen petrol fi yatlarındaki değişim, bu haliyle cari açığımıza ve enfl asyonumuza olumlu katkı sunacaktır. Ayrıca 2015 itibariyle, son derece iddialı hedefl erimizin bulunduğu 2023’e artık 10 yıldan daha az bir süre kalmaya başlaması, ivedilikle üretime ve sanayiye odaklanılması gereğini ortaya koymaktadır. Sadece fi nans ve inşaat sektörleriyle, sürdürülebilir bir büyüme ve kalkınma sağlanamayacağı açık bir biçimde anlaşılmış olmaktadır. İlgili ortamlarda sıklıkla vurguladığımız üzere “YENİ BİR SANAYİ-ÜRETİM HİKAYESİNİN VE HEYECANININ HAYATA GEÇİRİLMESİNE” ihtiyacımız vardır.

    Avrupa’da yaşanan ve birçok Avrupa ülkesini ifl asın eşiğine getiren ekonomik kriz, ardından Kuzey Afrika ülkelerinde yaşanan değişim rüzgarı, Türkiye’yi ve sanayicimizi olumsuz etkilemişti. Avrupa’da yaşanan krizin ardından komşu ülkelerimizin tamamına yakınında, özellikle Ortadoğu’da, iç karışıklıklar henüz geçmiş değil. Uzun bir zamana yayılan bu durum dünya ekonomisini ve beraberinde Türkiye’yi nasıl etkiliyor?

    Dünya ekonomisi, son dönemlerdeki politik gelişmeler doğrultusunda büyük oranda jeopolitik risklere endekslenmiş durumdadır. Ekonominin siyasetin gölgesinde kalması yönündeki endişemizin temel sebebi de budur. Ortadoğu’daki karışıklar ve Rusya’nın Ukrayna’ya ilişkin tutumu bu karışıklıkların temel belirleyicileri olmuştur. Elbette tüm bu olumsuzluklar, küresel barışa ilişkin endişelerimizi arttırmıştır. Yaşanan çatışmaların, ateşkeslerle sınırlı kalması ve sürdürülebilir barış anlamında uzlaşıya varılamaması, 2015’te de sert rüzgarlar eseceğini göstermektedir.

     Bu anlamda, silahların susması ve uzlaşı yöntemi olarak demokrasiye başvurulması en büyük temennimiz haline gelmiştir. Bununla birlikte bir taraftan da 2008 global krizinin etkileri hala devam etmektedir. Avrupa ülkelerinde yaşanan krizler, Avro’nun değer kaybı ve yükselen defl asyon riski, ekonomik durgunluğu ve işsizliği içinden çıkılmaz hale getirmektedir. Ancak kriz beklentileri bağlamında, bölgeler arası ayrışma güçlendiğinden tekrar yeni bir global kriz yaşanmasından ziyade, yerel yani ülke bazlı kriz endişeleri daha çok ön plana çıkar hale gelmiştir. Ç

    Özellikle sınır ülkelerimizde yaşanan iç karışıklıklar, birçok sektörde ticaretimizi durma noktasına getirdi. İhracatımızı olumsuz etkileyen bu gelişmeler karşısında, ihracatçı fi rmalarımız neler yapmalı?

    Sınır bölgemizdeki çatışmalar, Ortadoğu ülkelerine gerçekleştirdiğimiz ihracatımızı kuşkusuz olumsuz etkilemektedir. Örneğin; çatışmaların sınır coğrafyasında olması bakımından, Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birliği 2014 yılı, Ocak-Ekim dönemi verileri, Güneydoğu Anadolu Bölgesi çıkışlı ihracatın, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,2 daraldığını göstermektedir. Bu noktada, ihracatçı fi rmalarımızın yaşanan olumsuzlukları ve küresel denklemlerde değişen dengeleri doğru okumaları ve stratejilerini buna göre belirlemeleri çok önemlidir. Firmalarımızın, içinde bulunduğumuz dönemde büyük risk olan dövizle borçlanmak yerine yeni pazar fırsatları elde etmeleri, yaşadıkları kayıpları telafi etmelerini ve bu belirsiz dönemde daha sağlam adımlarla ilerlemelerini sağlayacaktır.

    Rusya Devlet Başkanı Putin’in Türkiye’yi ziyareti, özellikle batı tarafından ambargo uygulanan Rusya ile olan ticari ilişkilerimiz açısından önemlidir. Ümit ederiz ki bu durumu avantaja çevirebiliriz.

     Sayın Ali Babacan, Türkiye’de artık inşaat sektörü yerine sanayi sektörünün desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin uzun süre lokomotifl iğini üstlenmiş inşaat sektörünün doyma noktasına geldiği tartışılıyor. Bu görüşten yola çıkmamız gerekirse; sanayinin desteklenmesi için neler yapılmalı, hangi sektörlerin öncelikle kalkındırılması gerekiyor?

    Bizim, ilgili her ortamda özellikle vurguladığımız; “Üretim yoksa kalkınmak hayaldir” şeklinde bir söylemimiz var. Özellikle 2011 yılından bu yana sanayisizleşmenin risklerini anlatıyor, farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Özellikle, son 6 aydır, başta Başbakan Yardımcımız Sayın Ali Babacan olmak üzere, Sayın Nihat Zeybekci ve Sayın Fikri Işık bakanlarımız tarafından üretimin önündeki engellerin dile getiriliyor olması, bugün çok önemlidir. Hükümetimizin üretime odaklanan mesajlar vermesini çok önemsiyoruz. Zira, inşaat ve fi nans sektörleriyle ancak belli bir vadeye kadar büyüme sağlanabileceği son zamanlarda açık bir şekilde anlaşılmış bulunmaktadır. Sanayi üretim endeksimiz de, üretimde istenilen düzeyde olmadığımızı açık bir biçimde ortaya koymaktadır.

    Ayrıca sürdürülebilir büyüme yanında asıl önemli olanın, verimli bir kalkınma olduğu da dikkate alındığında sanayiye odaklanılma gereği daha da güçlenmektedir. Bu bağlamda, sanayi ve üretim odaklı ekonomi vurgusu hükümetimizin son eylem planlarında ön plana çıkmıştır. Ancak burada önemli olan husus, sanayi politikalarımızın, değişen dünyanın yeni taleplerini ve üretim dengelerini özenle inceleyerek oluşturulmasıdır. Sanayimizin desteklenmesi için, yatırım teşvik sisteminin gözden geçirilerek üretim odaklı teşviklerin arttırılması oldukça önemlidir. Bu bağlamda bilişim, biyomedikal sanayi, iklimlendirme cihazları, işlenmiş meyve-sebze, kimyasal maddeler, nano teknoloji odaklı tekstil ve yenilenebilir enerji, gelecek üretim yapımızı güçlendirecek sektörler olarak dikkat çekmektedir.

    Sanayisiyle anılan ve üreten bir toplum haline gelebilmemiz için, sizce neler yapmamız gerekiyor? Çin örneğinden hareket etmemiz gerekirse; üreten bir toplum oluşturma bilincini ve Ar-Ge’yi hayatımıza nasıl sokabiliriz?

    Ar-Ge’nin, üretimi güçlendirme politikalarımızın temel unsuru haline gelmesi için öncelikli olarak bu alanda gerçekleştirilen yatırımlar ve dolayısıyla teşvikler arttırılmadır. Bu yönde de bir siyasi iradenin olduğunu görüyoruz. Bu çok önemlidir. Üreten, küresel ihracatta öncelikli konumdaki bir ülke olmamız ise ancak yeni üretim desenini doğru okumamıza ve sanayi stratejimizi bu zeminde belirlememize bağlıdır. Ancak üreterek büyüyen; büyüyerek ve toplumsal gelişme sağlayarak kalkınan bir ülke haline gelmemizin sadece hükümetimizin değil, hepimizin görevi olduğunu da özellikle vurgulamak isterim. Bu bağlamda kamu-özel sektör-sivil toplum kuruluşları ortak akıl ve sağlıklı diyalogla hep birlikte konularımıza çözüm bulmalıyız.

    Zira iş dünyamızın imrenilen başarılara imza atması, kalıcı barışın tesis edilmesi, toplumsal huzurun sağlanması ve nihai olarak refah düzeyimizin artırılması, ancak birlik ve beraberlik anlayışımızın perçinlenmesiyle mümkün olabilecektir. 

    ways to contract hiv astrobix.com early signs of aids
    why i cheat on my husband wanting to cheat my husband cheated on me blog
    will my husband cheat tolobel.com when women cheat
    dating sites for married people read why wifes cheat
    bdsm gay sex stories mothers sex stories insect between boys sex stories
    free coupons clothes4work.co.uk drug discount coupons
    walgreens online coupon codes open discounts on prescriptions
    free prescription drug card tracyawheeler.com rx discounts
    avodart pill lasix acyclovir pill
    coupons cialis click free prescription discount card
    prescription drugs discount cards gallaghermalpractice.com 2016 viagra coupon
    online cialis coupons blog.nvcoin.com coupons prescriptions
    manufacturer coupons for prescription drugs coupons for prescriptions discount card prescription
    viagra viagra viagra
    apranax migraine site apranax 250
    naprosyn naprosyn jel nedir naprosyn 250 mg
    periactin kissa click periactine
    cialis femchoice.org cialis coupon
    yasminelle hinta yasminelle hinta yasmine
    cialis walgreen coupon link cialis coupon
    atarax precio ataraxia ataraxia
    inderal la read inderal comprar
    seroquel 300 mg seroquel seroquel sevrage
    pletal cilostazol peider.dk pletal 50 mg
    vibramycin d open vibramycin prospect
    free cialis coupon 2016 cialis online coupon discount prescription drug card
    zyrtec dosage for adults mattnichols.co.uk zyrtec ingredients vs benadryl