BAŞKAN YUSUF ATİK - YERLİ ÜRETİM TÜRKİYE ASFED'İN ANA GÜNDEMİ

Türkiye ASFED Başkanı Yusuf Atik: "Gerek yurt içi gerekse yurtdışı pek çok projede Türk inşaat sektörü önemli projelere imza atıyor. Biz, Türkiye Asansör Sanayicileri Federasyonu olarak, lokomotif sektörümüz olan inşaat sektöründeki bu gelişmeleri yakından takip ediyor ve takdir ediyoruz. Ama maalesef asıl soru şu ki; “Bunların ne kadarı yerli asansör ve yürüyen merdiven üreticisi ve montajcısı firmalara yansıyor?” Üzülerek görüyoruz ki; inşaat sektöründe hala yerli ve milli anlayışını asansör ve yürüyen merdiven tercihleri üzerinde tam olarak sağlayamadık." 

Türkiye’mizin ‘2023 Vizyonu’ gereği yapılan kentsel dönüşüm ve marka şehirler oluşturma hedefi hız kazandı. Pandemi ile birlikte tüm dünya ekonomilerinin zor günlerden geçtiği, dış pazarın daraldığı bir dönemde başlatılan projelerle Türk inşaat sektörü dolayısıyla da Türk asansör sektörü nefes aldı. Hâlihazırda devam eden ve önümüzdeki dönemde başlayacak olan kentsel dönüşüm projelerinin asansör sektörüne etkileri hakkında neler söyleyeceksiniz?
Gerek yurt içi gerekse yurtdışı pek çok projede Türk inşaat sektörü önemli projelere imza atıyor. Biz Türkiye Asansör Sanayicileri Federasyonu olarak, lokomotif sektörümüz olan inşaat sektöründeki bu gelişmeleri yakından takip ediyor ve takdir ediyoruz. Ama maalesef asıl soru şu ki; “Bunların ne kadarı yerli asansör ve yürüyen merdiven üreticisi ve montajcısı firmalara yansıyor?” Üzülerek görüyoruz ki; inşaat sektöründe hala yerli ve milli anlayışını asansör ve yürüyen merdiven tercihleri üzerinde tam olarak sağlayamadık. Federasyonumuz kurulduğu günden bugüne, yerli üretici ve montajcı firmalarının ne kadar üst düzey ve kaliteli işler yaptığını anlatmaya yönelik çalışmaları kendine amaç edinmiştir. Hatta çoğu zaman başka dernekler tarafından eleştirilsek de federasyonumuza “Türkiye” ibaresi kazandıran ve 17 asansör ve yürüyen merdiven derneğini tek çatı altından birleştiren tam olarak “bu amaç ve vizyon”dur. Türkiye’de çok önemli yerli üreticilerimiz bulunuyor ve bunlar her yıl milyonlarca dolar ihracat ile yurt dışına ürünlerini gönderiyor. Burada yerli diye tercih edilmeyen markalarımız, Avrupa başkentlerinde çok önemli işler yapıyor. Biz bunu anlatmak için son üç yıldır; gerek Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız nezdinde, gerekse Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız nezdinde üst düzey görüşmeler yapıyoruz. Her ilden fabrikalarımızın kapılarını açıp, ileri teknolojiler ve Ar-Ge çalışmaları ile ne kadar kaliteli ürünler yapabildiğimizi gösteriyoruz. 2019’da yerli asansör sektörünü anlatan çok önemli bir rapor hazırlayarak Bakanlığımıza sunduk. Tüm bunların sonucunda geçtiğimiz yıl asansör ve yürüyen merdiven sektörü, uçak ve savunma sanayisi gibi çok önemli sektörlerin içinde bulunduğu ve devlet teşviklerinden ciddi oranlarda faydalanan sektörler arasına girerek “stratejik sektör” kapsamına alındı. Bunun dışında son iki yıldır Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ve TOKİ’nin kapısını aşındırıyor, girmedik oda, görüşmedik yönetici bırakmıyoruz. Kiminde ben ama çoğunda yönetim kurulumuzdan arkadaşlarımızın oluşturduğu uzman bir ekip bu kurumlarda “adrese teslim” yapılan ihalelerin yarattığı haksız rekabeti anlatmaya çalışıyoruz. İhalelere öyle maddeler koyuluyor ki, resmen yerli firmaları ihale dışı bırakıyorlar. Üstelik tüm bunlar “yerli ve milli”nin desteklenmesi ile ilgili Cumhurbaşkanlığı kararnamesine rağmen yapılabiliyor.

Kentsel dönüşüm projelerinin yapılıyor olması ve inşaat sektörünün canlanıyor olması gerçekten ülke ekonomisi açısından çok önemli. Ama müteahhitler ve kamu kurumları yerli asansör ve yürüyen merdiven tercihini desteklemez, hatta ihalelere dahi giremeyecek şekilde maddeler koyarsa bunun yerli firmalarımıza hiçbir katkısı olmaz. Bu gibi sorunlarla Türkiye Asansör Federasyonu olarak üst mercilerde görüşmeler ile çözümler aradık, arıyoruz. Asansörde yerli ve millinin tercih edilmesi konusu bizim için yeni bir gündem değil, son üç yıldır hem federasyona gelen şikayetler, hem firmalarımızda bizzat yaşadığımız sorunlar çerçevesinde pek çok belge ve doküman ile görüşmeler yapıyoruz. 2018 yılından beri TOKİ ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına bu konudaki sıkıntılarımız belirten toplantılar ve resmi yazışmalar yapıyoruz. Yani biraz evvel de bahsettiğim gibi yerli ve milli konusu Türkiye ASFED için yeni bir gündem değil, biz bu konu ile ilgili çalışmaları çok uzun süredir devam ettiriyoruz. Bizim kurulma ve faaliyetlerimizi yürütme gayemiz tamamen yerli ve milli olanın desteklenmesi, kalitesinin arttırılması, bilinirliğinin sağlanması üzerine. Tüm bu çalışmalarımızın bu sürece katkı sunduğunu, tüm meslektaşlarımızın bir kez daha görmesini bilmesini isteriz.
Türkiye İMSAD’dan yapılan açıklamada; “Ürünlerimizin kalitesi ve ihracat performansımız Türkiye inşaat malzemesi sanayisinin gücünü yansıtıyor. Dış Ticaret Endeks raporlarımız da gösteriyor ki ‘Made in Turkey’ algısı henüz iç pazarda hak ettiği değeri göremiyor. İç pazarda da yerli malzemeye duyulan güvenin artması gerekiyor.” dendi. Asansör sektöründe de sıkça gündeme taşınan bu sorunun aşılması adına neler yapılabilir?
Bir kez daha belirmek isterim ki; Türkiye ASFED olarak yerli asansör sektörünün büyümesi ve dünya standartlarında layık olduğu yere ulaşması için mücadele bizim değiştirilemez çalışma ilkemizdir. Bunu sağlamanın en önemli yolunun da eğitimden geçtiğine inanıyoruz. Bu amaçla 2017 yılından bu yana sürdürdüğümüz mesleki eğitim çalışmalarımız neticesinde, asansör sektörüne yetişmiş eleman kazandıracak üç akademi inşa ettik. 2021 yılında bu sayıyı beşe çıkartacağız. Biz asansör sektörünü; her eline tornavidayı alıp da dükkan açanın girdiği değil, kalifiye elemanları olan, mühendislik hizmetleri verebilen, doğru standartlarda iş yapan, kaliteli işçilik ve üretim yapan firmaların var olduğu bir seviye taşıdığımız zaman iç piyasadaki güvenilirliğimizi arttırabiliriz. Şimdi şöyle düşünün; bir yanda asansör firması açmak bu kadar kolay, bir yanda da kaliteli ürünler ve işçilik üretmek için var gücüyle çalışan bir iç piyasa var. Bu iç piyasa; iyi iş ile var olmaya çalışan asansörcüyü, hiçbir şey bilmediği için ucuz iş yaparak piyasaya giren asansörcü ile kırdırıyor. 50 TL’ye bakım alan bir firmaya sırf ucuz diye giden vatandaş sonrasında aldığı hizmet kaçınılmaz bir biçimde kötü olunca da “yerli kötü algısı” doğuyor. Berber dükkanı açmak bile belirli kriterlere bağlıyken, asansör firması açmak isteyene hiçbir ehliyet sorulmuyor. Ucuz iş ve işçilikle itibarımızı düşüren bu firmaların iş yapmasına izin verildiği sürece, asansörde yerli kötüdür algısını kırmamız çok zor olacaktır. Biz, Türkiye ASFED olarak bu meslekte ehil kişiler yetişmesine fırsat veren ve onların önünü açan genç dinamik, yetenekli, bu işin uzmanı gençler yetiştirerek, eğitimli bu kişilerin iç piyasada hakim olması için elimizden geleni yapıyoruz. Asansör ve yürüyen merdiven sektöründe hepimiz birbirimize zincirlerle bağlıyız bu zincirin ilk halkası ise eğitimdir. Biz öncelikle bunun tesisini sağlamak için gayret ediyoruz.

Öte taraftan, hem bu anlaşılmaz algının getirdiği bir yönelimle hem de iç piyasanın daralmasıyla birlikte; yerli asansör sanayi 2019 yılının sadece ilk sekiz ayında 146.453.524 Milyar Dolar ihracat yaparken, 67.292.041 Milyar Dolar ithalat gerçekleştirerek dış ticarette önemli bir ivme kazanmıştır. Bu sektörümüz açısında gurur verici bir tablodur. İç piyasadan ziyade dış pazarda ve özellikle Avrupa ülkelerinde daha çok talep görüyoruz. Dış pazarda kaydettiğimiz bu hızlı ivmenin önümüzdeki yıllarda daha istikrarlı ve doğru adımlarla büyüyeceğine, küresel markalarla girdiğimiz yarışta bir adım daha ileriye gideceğimize inanıyorum.

Küresel pazarda yaşanan daralmaya rağmen Türkiye, yurtdışı müteahhitlikte 44 firma ile bir kez daha dünya ikincisi oldu. Türk müteahhitleri ile asansör sektörünün işbirliği yapması adına Türkiye ASFED olarak ne gibi çalışmalarınız var?
Türkiye Asansör Sanayicileri Federasyonu sektörün çok güçlü derneklerinin desteğini arkasına almış, asansör ve yürüyen merdiven sanayisinin en önemli sivil toplum yapılanmasıdır. Dolayısıyla, biz sektörümüzün faydasına her türlü işbirliğine açığız. Sadece müteahhitlerimizle değil, sektörün bağlı olduğu tüm kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmaya açık bir yapımız var. Yerli asansör ve yürüyen merdiven sanayisinin gücünü anlatmak adına son birkaç yıldır, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı dışında; Bayındırlık Bakanlığı, Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü, TOKİ, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü gibi ihalelerin en çok yapıldığı pek çok kurum ile görüşmeler yaptık. Bu görüşmelerin kendimizi anlatabilmek adına çok etkili olduğunu düşündüğümüz için devam eden süreçte de kurduğumuz bağlantıları koruyarak sürekli iletişim halinde olmaya devam edeceğiz.

Ayrıca; müteahhitlerimiz ile birlikte irtibatta olduğumuz kurum ve kuruluşlar ile yeni bir çalışma daha yapmaya hazırlanıyoruz. O da; asansörler kullanılan ve tamamen ithal bir ürün olan “paslanmaz çelik” konusunu gündeme getirmek olacak. Paslanmaz çelik, maliyeti çok yüksek olan ve gereksiz kullanımlarda ülke ekonomisine zarar veren bir üründür. Asansörlerimiz için paslanmaz çelik dışında çok daha farklı seçeneklerimiz var iken bu kadar pahalı bir malzemenin tercih edilmesi anlaşılır değil. Pek çok ihalede kabin ve kapılarda paslanmaz çelik ibaresi not düşülüyor. Senelerce yatan ve kullanılmayan pek çok sosyal konut ve TOKİ asansöründe tonlarca paslanmaz çelik kullanılarak bir nevi ülkenin parası boşa harcanıyor. Halbuki onun yerine kullanılacak pek çok alternatif var ve hem sağlam, hem ekonomik, hem de müşteriye daha zengin bir ürün çeşitliliği sunabiliyor. Bu konuda gerekli girişimleri ve işbirlikleri için çalışmalarımızı başlattığımızın da haberini vermek isterim.

Türkiye ASFED’in “Yerli Malı” kullanımını teşvik etmek adına ne gibi çalışmaları var?
Öncelikle Türkiye ASFED, arkasındaki 17 güçlü derneğimizin desteği ile pek çok önemli proje yürüterek yerli asansör ve yürüyen merdiven sektörünün gücünü arttırdığını dile getirmek isterim. Bunun ile birlikte, sizlerin de çok yakından takip ettiği üst düzey görüşmeler ile hem Türkiye ASFED’in bilinirliğini hem de yerli asansör ve yürüyen merdiven sektörünün sorunlarını dile getiren çalışmalarımızdan bahsetmek isterim. 2017 yılından başlayarak dönemin Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Faruk Özlü ile ilk girişimlerimizi başlatarak kendisinin görevi Sayın Mustafa Varank’a devretmesiyle de bu süreci kendileriyle yürütmeye başladık. Günümüze kadar da Sayın Bakan Mustafa Varank ile birlikte Sayın Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede, Sayın Sanayi ve Verimlilik Genel Müdürü Dr. Halil İbrahim Çetin federasyonumuza çok destek vermişler, her türlü sorunumuzun çözümü için gerekli çabayı göstermişlerdir. Dolayısıyla, asansör sektöründe yerli markaların geleceği konusunda uzun süredir yürüttüğümüz çalışmalar için 2018 yılının başında Bakanlık düzeyinde bir toplantı ile bu konuyu gündeme ilk kez getiren Türkiye ASFED olmuştur. Hem federasyon faaliyetleri hem yayınlarımızla her alanda öne çıkartılan yerli ve milli üretim önceliklerinin, asansör sektöründe de uygulanabilmesi adına önemli çalışmalar başlattık. Bakanlığımız bu görüşmeler neticesinde; Türkiye ASFED’den; çok fazla ve dağınık halde bulunan asansör firmalarının birleşerek, küresel ölçekli bir asansör markası hedefiyle çalışmalar yapmasını istedi. Başlatılan çalışmalar ve Bakanlıkta gerçekleşen toplantı ile ilgili sektörü bilgilendirmek için ise, 24 Ekim 2018’de Ankara’da “Asansörde Markalaşma” konusunun tartışıldığı bir toplantı düzenledik. Toplantıya ASFED’e bağlı 17 dernek yöneticileri ile EAYSAD ve AYSAD derneklerinin yöneticileri de davet edildi. Bu konudaki çalışmalarımızı iki yıl boyunca sektörde çeşitli istişarelerde bulunarak yürüttük ancak maalesef sektörde bu anlamda bir birlik sağlanamadı. Biz tüm bu çalışmalarımızı özetleyen bir de “Asansör Sektör Raporu” hazırladık. Bu raporda çok ayrıntılı bir biçimde yerli asansör sanayisinin dünü, bugünü ve geleceğini rakamlarla ve reel gerçeklerle gözler önüne serdik. Ve gördük ki; Küresel bir marka olmadan yerli asansör sanayisinin bugünkü yapısını sürdürmesi mümkün değil. Türkiye ASFED olarak yerli üreticinin pazar payındaki yerinin arttırılması ve yerli asansör sektörünün geleceğinin güçlendirilmesi için üzerimize düşen görevi yapmak için bu raporu Sanayi ve Teknoloji Bakanı’mız Mustafa Varank’a 2019’da yaptığımız özel bir toplantı ile sunduk. Sayın Bakanımız Mustafa Varank, yerli asansör ve yürüyen merdiven sanayicisinin kendini geliştirmesi ve küresel markalarla yarışır boyutta markalar çıkarabilmesi için her türlü desteğin verilmesi yönündeki hassasiyetini bizlerle paylaştı. Kamu ihalelerinde yerli kullanımın arttırılması, asansör bakım taban fiyatlarının düzenlenmesi gibi sektörün kilit meseleleri hakkında son derece yapıcı çalışmaları başlatacağının da müjdesini verdi.

Ardından gelen süreçte; Sayın Bakanımızın desteği ile asansör sektörüne önemi çok büyük, bir haber ile asansör “Öncelikli Ürün” olarak kabul edildi ve asansör yatırımları “Stratejik Yatırım” statüsüne alındı. Bu sektörümüz açısından Türkiye ASFED’in elde ettiği en büyük kazanımlardandır. Bu amaçla yüksek katma değerli ürünlerin yerli imkan ve kabiliyetlerle üretimini amaçlayan “Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı”na ilişkin esaslar 18 Eylül 2019 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi. Bu ne demek oluyor; öncelikli ürün listesinde asansörlerin bulunması, bugüne kadar gördüğümüz tüm teşviklerin dışında özel teşviklerden yararlanmamız; dünya çapında oyuncu olmak için devletin yanımızda olması anlamına geliyor.

Bugün geldiğimiz 2020 Ekim ayında asansör sektöründe yerli markalara fırsat verileceğinden bahsedilen açıklamalar yapılıyorsa bu Türkiye ASFED’in 2017 yılından bu taraf üst düzeyde yaptığı görüşmelerin neticesindedir. Ben, Türkiye ASFED Yönetim Kurulu Başkanı olarak değil, meslektaşları ve bir abileri olarak sektör temsilcisi arkadaşlarımdan tek ricam; kalitesiz ve ucuza mal satan, kötü işçilik yapan, ucuza bakım alan firmalara aldırış etmeden fiyat ve kalitelerinden taviz vermeyerek çalışmaya devam etmeleridir. Sektörümüzün önü açık, devletimizin biz, asansör ve yürüyen merdiven sanayicilerine desteği tamdır. Bizler yeter ki kaliteli ürün üretmekten, doğru işler yapmaktan, Ar-Ge ve alt yapı yatırımlarıyla güçlü yapılar kurmaktan vazgeçmeyelim. Türkiye ASFED’in yıllardır yaptığı yerliyi destekleyen çalışmalarının da hakkının yenmemesini rica ederim.

Hızla büyüyen ve büyümeye devam eden Türkiye, yabancı firmalar için verimli bir pazar ve güçlü bir müşteri haline geldi. Birçok sektörde olduğu gibi asansör ve yürüyen merdiven sektöründe de global ölçekteki firmalar sektör için önemli bir sorun. Asansör aksam parçası imalatı, yerli bileşenlerden oluşan asansörün montajı ve bakım yapma kabiliyetine erişen sektör, ürünlerini dünyanın dört bir yanına ihraç etmeye başladı. Sektörümüzde özellikle kamu işlerinde ve kapsamlı projelerde yabancı markaların tercih edildiği gibi bir algı hâkim. Bu algıyı kırmak ya da projelerde yerli üretim asansör ve yürüyen merdiven kullanımını yaygınlaştırmak adına neler yapılmalıdır? Sektöre bu konu ile ilgili destek ve önerileriniz nelerdir?
Ben burada size, Türkiye ASFED’in hazırladığı asansör raporundan bazı rakamlar vererek devam etmek isterim. Türkiye ASFED, Asansör Sektör Raporu’na göre; asansör ve yürüyen merdiven sektörünün ortalama kârlılık oranı, dünya kârlılık oranı ortalamasının 2 ile 3 kat üzerinde yer alıyor. Dikkat çekici olan ise asansör ve yürüyen merdiven sektörünün ortalama kârlılık oranının, internet yazılımları, yarı iletken ekipmanları, eğlence yazılımları, sistem ve uygulama yazılımları, bilgisayar ve bilgisayar parçaları gibi çok karlı sektörlerin oranına yakın ve eşit olması. Dünyada oldukça büyük bir paya sahip olan asansör ve yürüyen merdiven pazarından %70 ile en büyük payı ise dünya devi 5 büyük küresel marka alıyor. Türkiye’de asansör pazarında da oldukça etkili olan küresel sermaye markalarının yerli imalat ve montaj firmalarının birçoğunu üretimden, montaj, bakım ve revizyon alanına kadar baskısı altına alarak, yerli firmalara neredeyse ayakta kalma şansı vermiyor. Bir yandan da, bu küresel markalar bilinirlikleri sebebiyle inşaat sektöründe her geçen gün artan bir oranda tercih ediliyor. Havaalanları, metro istasyonları, alışveriş merkezleri, dört yıldız ve üzeri oteller, özel hastaneler gibi pek çok alanda neredeyse hiçbir yerli marka asansörün kullanılmadığı görülüyor. Tüm bunlarla birlikte, raporumuzda da geçen sektörün pazar payına ve kârlılık oranına baktığınızda, asansör ve yürüyen merdiven sanayisi Türkiye ekonomisinin geleceğidir. Ayrıca tüm dünyaya kolaylıkla dağıtım yapabilecek jeopolitik konuma sahip olduğumuz gerçeğini de unutmamak lazım. Nasıl ki yerli otomobil, yerli cep telefon, yerli savunma sanayine sahip çıkıyorsak yerli bir asansör ve yürüyen merdiven sanayisine de aynı oranda sahip çıkmalıyız. Türk asansör ve yürüyen merdiven sektörü, tüm parçalarını üretebilen bir alt yapıya sahiptir. Türkiye, dört bir yanında kurulu pek çok yerli asansör fabrikası ve yetişmiş pek çok donanımlı mühendise sahiptir. Tek eksiğimiz bir araya gelerek bir ortaklık kültürü kurmak. Güçlerimizi birleştirebilirsek dünya pazarında yerli ve küresel bir asansör markası ile yok olmak yerine, varlığımızı arttırabiliriz.

Yerli ürün konusunda atılacak her adımın, milli ekonomi, inşaat sektörü ve inşaat malzemeleri sanayisinin gelişimine önemli katkı sağlayacağı biliniyor. Bu konuda kamu otoritesi, meslek örgütleri ve üretici firmalara ne gibi sorumluluklar düşüyor?
Türkiye ASFED bu konudaki itibarı ve algıyı yükseltmek adına 2013’te itibaren adım adım çalışmalarını sürdürmektedir. Bu çalışmaları arttırabilmek için ise federasyonumuzda sağlanacak güç birliği çok önemlidir. Kurulduğumuzda bir elin parmağını geçmeyen sayıda dernek ve dostlarla yola çıktık ama 2020 itibariyle 17 derneğin desteğini alarak birliğimizi güçlendiriyoruz. Federasyonumuza verilen destek ve gücün artması nezdinde çalışmalarımızda daha sağlam adımlar atabiliyor olduğumuz da bir gerçek.

Yine bu konuda en büyük sorumluluk mesleki örgütler ile birlikte, meslektaşlarımızdadır. Bizler Türkiye’nin en büyük asansör ve yürüyen merdiven yapılanması olarak, başta eğitim olmak üzere önemli alt yapı çalışmalarıyla sektörün gelişimine katkı sağlıyoruz. Ancak bunu birliğimize üye firmaların desteği olmadan yapamayız. Firmalar derneklerini, dernekler de Türkiye ASFED’i destekleyecek ki çalışmalarımızı hız kesmeden devam ettirelim. Onun dışında biz Türkiye ASFED olarak elimizden geleni yapmaya her zaman hazırız. Asansör ve yürüyen merdiven sektörünü stratejik sektörler kapsamına alınması için çok büyük çabalar verdik. Bunun ile birlikte yatırım yapmak isteyen pek çok firma devlet teşviklerinden ek faydalar sağladı ve sağlamaya da devam ediyor. Markalaşma konusunda en büyük çağrıyı iki yıldan fazladır yapıyoruz. Markalaşıp bilinirliğimizi arttırmadığımız sürece milli ekonomiden pay almamız zorlaşacaktır.

Yayınınıza katkıları için çok teşekkür ederiz…

Rate this item
(0 votes)
Last modified on Salı, 27 October 2020 17:14
Haber Servisi

Asansör Vizyon Haber Servisi

Leave a comment

Make sure you enter all the required information, indicated by an asterisk (*). HTML code is not allowed.

reklam3

Son Tweetler

https://t.co/JhlvuQDSRf https://t.co/cGX1Z3tYxU
Derginiz yolda...Sağlıkla okumanız dileğiyle... https://t.co/e8PJ5Gexzf https://t.co/whrFFhYY5C
den/dan Instagram
asansorvizyondergisi https://t.co/f5GeBz3Adp . . . . . . . #asansörvizyondergisi #asansor #asansör #lift… https://t.co/5sVVWPcm8Z
Takip Et Asansor Vizyon on Twitter