Müteahhitlerce ödenen kira yardımları mülk sahiplerinin beyannamelerine konu olur mu?”

 Mülk sahiplerinin sahip olduğu mülklerin yenilenme işlemleri, kendiliğinden kat karşılığı inşaat işlemleri ile olabileceği gibi, 5393 Sayılı Belediyeler Kanunu’nun 73 üncü maddesi uyarınca kentsel dönüşüm kapsamında veya 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun ve buna ilişkin mevzuat kapsamında yapılabilmektedir.

Erkan Lafcı Mali Müşavir - Bağımsız Denetçi  CPA - Independent Auditor

 Mülk sahiplerinin sahip olduğu mülklerin yenilenme işlemleri, kendiliğinden kat karşılığı inşaat işlemleri ile olabileceği gibi, 5393 Sayılı Belediyeler Kanunu’nun 73 üncü maddesi uyarınca kentsel dönüşüm kapsamında veya 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun ve buna ilişkin mevzuat kapsamında yapılabilmektedir.

 

Hal böyle olunca gerek kentsel dönüşüm kapsamına giren yerlerde yaşayan mülk sahipleri gerekse evini yenilemek isteyen ve müteahhitlere kat karşılığı veren mülk sahipleri, inşaatlar bitip yeni konutların kendilerine teslim edilinceye kadar barınma ihtiyaçlarını başka yerlerde karşılamakta ve ilave maliyetlere katlanmak zorunda kalmaktadırlar.

Uygulamaya baktığımızda daha ziyade inşaat şirketleri veya müteahhitler ile kentsel/6306 SK kapsamında dönüşüşüm veya kat karşılığı (hasılat paylaşımı da dahil) eski evini verenler yaptıkları gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerine veya benzeri kat karşılığı sözleşmelere kira yardımı adı altında bir ödeme yükümlülüğünü eklenmektedir. Bu 6306 Sayılı kapsamda yapılan dönüşümlerde ise doğrudan Kamudan talep de edilebilmektedir. Söz konusu bu ödeme yükümlülüğü sonucunda inşaat şirketleri veya müteahhitler, mülk sahiplerine yeni konutları teslim edilinceye kadar geçecek sürede, belirli bir anlaşılan tutarı kira yardımı olarak ödemektedirler.

 

Söz konusu kira yardımının hem inşaat şirketleri hem de kira yardımından yararlananlar açısından vergi mevzuatına göre nasıl değerlendirilmesi gerektiği bazen uygulama karışıklıklarına neden olduğu görülmektedir.

 

İnşaat Şirketleri veya Müteahhitler açısından;

Gelir İdaresi Başkanlığı görüşlerinde de belirtildiği üzere her şeyden önce bir bina/evin kat karşılığı satış vaadi sözleşmesi veya başka bir sözleşmeye dayalı olarak inşaat şirketine devredildiği durumda, inşaat şirketi tarafından şahıslara yapılan kira yardımları, inşaat şirketi tarafından verilecek bina/konutun inşası için yapılan harcamaların bir unsuru olarak kabul edilerek inşaat şirketi açısından inşa edilecek ve eski bina sahibine verilecek olan yeni binanın veya konutun maliyet bedeli içerisine dahil edilmesi gerekmektedir.

 

Diğer bir değişle, genellikle kat karşılığı inşaatlarda müteahhit açısından arsa maliyet bedeli (arsa payı karşılığında) arsa sahibine teslim edilen daire ve işyerlerinin yapımı için yapılan harcamaların toplamından oluşmaktadır. Bu bedel inşaat maliyetinin de içerisinde yer almaktadır. Buna göre, arsa karşılığında müteahhit firma tarafından arsa sahibine verilecek daireler veya işyerleri için yapılan harcamalar veya ödenen nakit para, anılan müteahhit firma açısından arsa sahibinden alınan arsa payının maliyet bedeli olarak dikkate alınması gerekmektedir. Müteahhit açısından kendisine kalan dairelerin maliyeti ise, hem kendi daireleri hem de bu dairelere isabet eden arsa payı için ödediği bedelin (arsa sahibine bıraktığı dairelerin, işyerlerinin maliyet bedeli veya nakit paranın) toplamından oluşacaktır. Dolayısıyla, inşaat süresince arsa sahibine yapılan kira yardımlarının maliyet unsuru olarak dikkate alınması gerekir.

 

Sonuç olarak mülk sahibine kira yardımı mahiyetinde yapılan ödemelerin gayrimenkul kiralaması işlemi ile ilgisi bulunmamakta ve bir kiralama işleminden kaynaklanmamaktadır. Bu nedenle, mülk sahiplerine yapılan ödemeler üzerinden Kanunun 94 üncü maddesinin 5/a bendi uyarınca stopaj yapılmasına da gerek bulunmamaktadır.

 

Gerçek Kişi Mülk Sahipleri Açısından;

Aslında yukarıda yaptığımız açıklamayla mülk sahipleri açısından da söz konusu gelirin nasıl dikkate alınması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Yapılan yardımın “Kira Yardımı” olarak tanımlanmış olması kat karşılığı inşaat işlerinde veya kentsel dönüşüm kapsamında yapılacak yenileme çalışmalarında mülk sahiplerinin gayrimenkulleri vasıtasıyla bir kira geliri elde ettikleri anlamı çıkmayacaktır. Normalde bir kira gelirinin vergilendirilmesi için bunun Gelir Vergisi Kanunu’nun 70’inci madde kapsamında bir gayrimenkul sermaye iradı kapsamında elde edilmesi gerekmektedir. Söz konusu kira yardımı 70’inci madde kapsamında değildir.

 

Sonuç olarak; gerçek kişi mülk sahiplerine inşaat şirketleri veya belediye vb. kuruluşlar tarafından yapılacak olan kira yardımlarının Gelir Vergisi Kanunu’nun 2’nci maddesinde sayılan gelir unsurlarından hiçbirine girmemektedir. Dolayısıyla söz konusu kira yardımının yukarıda belirtilen GVK’ nun 70’inci maddesi kapsamında elde edilen gayrimenkul sermaye iradı olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.

 

Bu nedenle söz konusu tutarların, gayrimenkul sermaye iradı olarak beyan edilmesine de gerek bulunmamaktadır. Gelir İdaresinin görüşleri de bu yöndedir.

Rate this item
(0 votes)
Erkan Lafcı

Mali Müşavir - Bağımsız Denetçi
CPA - Independent Auditor

Leave a comment

Make sure you enter all the required information, indicated by an asterisk (*). HTML code is not allowed.

reklam3

Son Tweetler

Asansör Vizyon ve Lift Vision İOS ve Android mobil uygulamaları çok yakında sanal marketlerde
36.sayımız an itibariyle dağıtıma çıkmıştır. Şimdiden keyifli okumalar dileriz... https://t.co/HNzqrGGmHJ
Fuar fuar gezmeyi seven dergi LIFTVISION, şimdi de Cidde'de... https://t.co/FIfELbC1NZ
Takip Et Asansor Vizyon on Twitter