DARALAN İÇ PAZARIN TELAFİSİ İHRACAT, AMA NASIL?

By Özhan ŞEREFLİ - Asansör Vizyon Dergisi Kurucusu December 29, 2019 2983 0

“Yolları ayrı olanlar birlikte plan yapamazlar.” Konfüçyüs

İç pazarda büyük bir daralma ile karşı karşıya kalan Türk asansör sektörü, yaşadığı kaybın telafisini ihracatta arıyor.

Son yıllarda dünya ticaretinde önemli pazar paylarına ulaşan Türk asansör sektörü, geçtiğimiz yıl inşaat sektörüne paralel olarak iç pazarda önemli bir daralma yaşadı. Türk Lirası’nın da değer yitirmesi sonucunda sektör topyekun yönünü ihracata çevirdi.

Topyekun dediysem aklınıza öyle ayakları yere basan, planlı programlı, pazar araştırmaları, hazırlıkları yapılmış, devlet ve sektörde faaliyet gösteren meslek örgütleri tarafından desteklenen bir ihracat atağı gelmesin.

Türk asansör sektörünün ihracatta elde ettiği başarı tamamen sektörde faaliyet gösteren firmalarımızın bireysel çabalarına ait.
Firmalarımızın bireysel çabalarıyla yazdıkları başarı hikayelerinin ilki 2017 yılında kayda geçti. Asansör aksam ve parçaları üreticisi firmalarımız 2017 yılında 101 milyon 359 bin 96 dolar ihracat gerçekleştirerek 2016 yılanda yapılan 81 milyon 712 bin 424 dolarlık ihracatı yaklaşık yüzde 25 oranında arttırdı.

Aynı yıl komponent dış ticaretinde 8 milyon 182 bin 659 dolar dış ticaret fazlası üretilerek Türk asansör sektörüne bir başka başarı daha kazandırılmış oldu.

Yine 2017 yılında bir önceki yıl 132 milyon 249 bin 161 dolar olan komple asansör sistemlerindeki dış ticaret açığı 59 milyon 265 bin 767 dolar azalarak 72 milyon 983 bin 394 dolara geriledi.

2018 yılına geldiğimizde küresel ve bölgesel krizlerin baskısına rağmen başarı hikayesi tekrar kaleme alındı. Verilere bakıldığında sektörün toplam ihracatı 5 milyon 752 bin 900 dolar değerinde sınırlı da olsa bir artış göstererek 165 milyon 619 bin 906 dolar oldu.

Paket asansör ihracatında artış gözlenirken arsansörlere ait aksam ve parçaları ihracatında yaşanan düşüş 2018 yılı verilerinde dikkat çekti.

2018 yılında asansör ve komponent ithalatı düştü ve dış ticaret fazlası verildi. Sektörün dış ticaret fazlası 18 milyon 865 bin 522 dolar oldu.

Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD)hazırladığı ‘Haziran 2019 Sektör Raporu’nda da belirtildiği üzere ekonomide büyümeyi kamu harcamaları destekliyor.

2019 yılı ilk çeyrek döneminde harcamalar yönü ile büyümenin de değerlendirildiği raporda; hane halkı harcamalarının yüzde 4,7 ve yatırım harcamalarının yüzde 13,0 küçüldüğü, buna karşın kamu harcamalarının yüzde 7,2 arttığı, ilk çeyrekte ekonomiyi harcamaları ile kamunun desteklediği, ihracat artışının ve ithalattaki gerilemenin de büyümeye pozitif katkı verdiği kaydedildi.

Acaba, asansör konusunda da kamu ihtiyaçları yerli malı kullanılarak mı karşılanmaya başlandı da dış ticaret fazlası verdik?

Tabii ki hayır.

2018 yılında asansör sektörünün dış ticaret fazlası vermesindeki etkin sebepler; iç pazarda yaşanan daralma, Türk Lirası’nın dolar karşısında değer kaybetmesi ile ithalatın karlılık oranının ortadan kalkması, yabancı markaların Türkiye’de yaptıkları üretimlerin ithalat kaleminden sayılmaması ve firmalarımızın ihracat atakları.

Yoksa kamunun yayınlanan genelgelere, yapılan düzenlemelere uyup da yerli üretim yapan firmalarımızı desteklemek gibi bir derdi yok. Eğer öyle olsaydı sektör iç pazarda firma sayısı ve istihdam bazında büyük kayıplar vermezdi.

Zaten sektörümüzü kamudan ve büyük projelere imza atan kuruluşlardan tanıyan da yok.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın ilgili birimleri hariç, Türk asansör sektörünün kabiliyeti nedir ne değildir kimse bilmiyor.

Yaptığım ikili görüşmelerde gördüm ki; ekonomi yazarı arkadaşlarımdan tutun da kamu ya da büyük projelere imza atan inşaat firmalarının yetkililerine kadar asansör denince akıllara malum yabancı markalardan başka bir şey gelmiyor. Bu da “Birileri bir yerlerde yanlış mı yapıyor?” sorusunu akla getiriyor.

Artık bir aile gibi olduğumuz asansör sektöründe hepimiz çok iyi biliyoruz ki, önümüzdeki dönem iç pazarda daha az yeni asansör montajı yapılacak. Sektör daha çok modernizasyon ve yenileme çalışmaları ile faaliyetlerini sürdürecek. Ayakta kalmak isteyen firmalarımızın da ihracattan başka şansı kalmayacak. Yani, daralan iç pazarın telafisi ihracatta aranacak.

Dünyada 2018 itibarıyla 15 milyon asansör hizmetteyken, bu asansörlerin yüzde 3’ü Türkiye’de yer alıyor. Günümüzde yüzde 54 civarında olan dünya şehirleşme oranının, 2050 yılında yüzde 70 seviyelerine çıkması bekleniyor ve bu beklenti, aynı zamanda yeni asansör talebinin de büyüyeceğine işaret ediyor.

Ülkemizde dünyanın en ücra köşelerine kadar ihracat yapabilecek kapasitede çok sayıda firma var. Ancak bu firmalarımıza ket vuran yurtdışında “Türk Malı” imajını zedeleyen firma sayısı da az değil. Pazar araştırmasını “Hangi fuara kaç Türk firması katılıyor?” anlayışıyla yapan, malını satabilmek için kaliteli ürün yerine fiyat kozunu kullanan hatta vade yapan bir zihniyet iç piyasada olduğu gibi dış piyasada da sektörümüze büyük zararlar veriyor.

Sektörümüzün dünya pazarında önü açık. Ancak hepimiz biliyoruz ki, “Hadi ihracat yapalım” diye girişilen ihracat maceralarının sonu hüsran oluyor. Bilinçsiz ve plansızca yapılan her iş gibi, stratejik bir planımız olmadan çıktığımız ihracat yolculuğu da hem sektörümüze hem de ülkemize zarardan başka bir şey getirmiyor.

Peki, ne yapmalıyız?

Kimlere ne görev düşüyor?

Öncelikle “Yoları ayrı olanlar birlikte plan yapamazlar” sözünden yola çıkarak kanun koyucuların, sektörde faaliyet gösteren meslek örgütlerinin ve firmaların aynı hedefte birleşmeleri gerekiyor.

Firma sayısını azaltma planları yapmak, insanlara firma kurdukları için suç işlemişler gibi tavır almak bizleri bir yere götürmez. Kanun koyucunun ve meslek örgütlerinin; mevcudu nasıl iyi hale getiririz, firmalarımıza birleşerek çalışma kültürünü nasıl aşılarız, bunu nasıl teşvik ederiz, ihracat konusunda nasıl daha iyi oluruz konularına odaklanması gerekiyor.

Sektörün temel çalışma prensiplerini, yeni firmanın sektöre giriş koşullarını, ihracat faaliyetlerini kurallara bağlamayıp sonra da firma sayısının çokluğundan şikayet etmek “dostlar alışverişte görsün” mantığından öteye geçmiyor.

Sonuç olarak, Türk asansör sektörü devlet desteği ve kuruluş amacı sektöre fayda sağlamak olan meslek örgütleri olmadan ne marka çıkarabilir, ne de global piyasalarda mücadele edebilir.

Unutmayalım ki; düzeltmek için çaba harcamayanların şikayet etmeye de hakları yoktur.

Saygılarımla

Rate this item
(0 votes)

Leave a comment

Make sure you enter all the required information, indicated by an asterisk (*). HTML code is not allowed.

reklam3

Son Tweetler

den/dan Instagram
asansorvizyondergisi https://t.co/f5GeBz3Adp . . . . . . . #asansörvizyondergisi #asansor #asansör #lift… https://t.co/5sVVWPcm8Z
https://t.co/kxtlr5NAlO
https://t.co/32QFeb6hzd
Takip Et Asansor Vizyon on Twitter