2019’A GİRERKEN DÜNYA YENİDEN Mİ ŞEKİLLENİYOR?

Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) tarafından hazırlanan tüm ekonomi çevreleri ve sektör tarafından ilgiyle takip edilen analiz yayınlandı. “2019’a Girerken Dünya Yeniden mi Şekilleniyor?” başlıklı analizde, küresel ve ulusal ekonominin yanısıra inşaat sektörüne ilişkin tüm veriler değerlendirildi.

“The World in 2019”da gelecek 12 ayda küresel ekonominin başındaki en büyük sorun olarak küresel GSYİH’nin %271’ine ulaşacak borçlar gösterildi.

““Uluslararası ticaret ve üretim faaliyetlerinde azalma olduğu ve sanayileşmekteki ülkelerde finans piyasalarının ağır baskı altına girdiği” belirtilen raporda, “Dünya ekonomisi 2018’de var gücüyle işlediği halde temposu düştü. 2019 yılında ekonomik dinamiğin daha da azalması beklenebilir”  ifadesine yer verildi.

Dünya’da durum

Küresel ekonomi 2018 yılını yavaşlama sinyalleri, devam eden yüksek riskler ve artan bir tedirginlikle tamamladı.  Dünya ekonomisinin 10 yıldan fazla ılımlı ancak istikrarlı bir eğilim içinde büyüdüğü bir dönemin ardından, küresel ekonomik aktivitenin ivme kaybettiğine yönelik göstergeler risk algısını arttırdı.

 

Küresel piyasalarda iyimserliğin hakim olduğu 2018 yılı başında ortaya konan ve “finansal piyasalarda tahmin edilemeyen, büyük etki yaratan sürpriz gelişmeler” şeklinde ifade edilen Siyah Kuğu senaryolarının büyük bölümünün yıl içinde gerçekleştiği gözlenirken; “korku göstergesi” olarak tanımlanan VIX / Volatilite Endeksi’nin büyük bir yükseliş sergilediği izlendi.

 

Küresel etki oluşturan ABD - Çin ticaret savaşı, Çin ekonomisinin zayıflaması, gelişmiş ülke merkez bankalarının politikaları, İran’a yönelik ABD ambargosunun petrol fiyatlarında yarattığı dalgalanmalar, Avrupa hükümetlerinin bütçe sorunları ve Brexit süreci gibi süren belirsizlikler 2018 yılının piyasalardaki başlıca stres unsurlarıydı.

 

Dünya Bankası da Ocak 2019’da “Fırtına Bulutları Toplanıyor” başlığıyla yayımladığı “Küresel Ekonomi Beklentiler Raporu”nda, artan riskler nedeniyle 2019 yılına ilişkin küresel büyüme tahminini %3’ten %2.9’a indirdiğini açıkladı. Raporda, ticaret savaşlarının yanında dış borçlanma koşullarının sıkılaşması, yükselen kaldıraç oranları ve tedarik zincirlerinin kopması, dünya ekonomisi için başlıca riskler olarak sıralandı.

 

“Uluslararası ticaret ve üretim faaliyetlerinde azalma olduğu ve sanayileşmekteki ülkelerde finans piyasalarının ağır baskı altına girdiği” belirtilen raporda, “Dünya ekonomisi 2018’de var gücüyle işlediği halde temposu düştü. 2019 yılında ekonomik dinamiğin daha da azalması beklenebilir” ifadesine yer verildi.

 

Dünya ekonomisinde tırmanışa geçen borç stoku giderek ağırlaşırken, politikalar bağlamında yükselen faizler ve geri çekilecek teşviklerden kaynaklanacak olası sorunların üstesinden nasıl gelineceği önemli bir belirsizlik unsurudur. The Economist Dergisi tarafından Aralık 2018’de yayınlanan “The World in 2019”da gelecek 12 ayda küresel ekonominin başındaki en büyük sorun olarak küresel GSYİH’nin %271’ine ulaşacak borçlar gösterildi. The Economist, gerek faiz oranlarının gerek borçların artmasının “toksik bir birleşim” oluşturduğuna dikkat çekti.

 

Özellikle borçlanma maliyetleri büyük oranda yükselen gelişmekte olan ülkelerde (GOÜ) zayıflayan para birimleri endişeleri arttırıyor. OECD tarafından Kasım 2018’de yayımlanan bir rapor, GOÜ’lerde dış finansmanın da hızlı bir şekilde azaldığına dikkat çekti. Rapora göre; 2013 - 2016 yılları arasında bu ülkelere yönelik doğrudan dış yatırım hareketi %12 düşerken, gerilemede oran son olarak %30’a ulaştı. Böylece gelişmekte olan ülkelere giden doğrudan dış yatırım tutarı 750 milyar ABD Doları seviyesine indi.

Küreselleşen kapitalizmin “yuvaya dönen” sosyoekonomik sorunlarıyla uğraşan Batı ülkelerinde artanpopülist politikalar ile yeni bir soğuk savaş ortamında kutuplaşmaya yatkın görünüm dikkat çekiyor.

 

Büyük borç birikimiyle de dikkat çeken Çin, 2018 yılında törenlerle kutladığı devlet eksenli piyasa ekonomisinin 40’ıncı yılında, kendisini dışa açılmaya teşvik eden ABD ile “ticaret savaşları” vesilesiyle rolleri değiştirmiş konumda.

 

Küresel ekonominin 2018 yılı boyunca gündeminin ilk sırasını meşgul eden ABD ile Çin arasındaki bu gerilim, Mart 2019 sonuna kadar devam edecek 90 günlük ateşkesle yarattığı endişeleri bir miktar hafifletse de önümüzdeki dönemin risk faktörlerinden biri olmayı sürdürüyor.

 

HSBC tarafından dünya genelinde 8 bin 500’den fazla şirketin katılımıyla yapılan bir anket, gelecekleri konusunda negatif beklenti içinde olan anket katılımcısı şirketlerin %31’inin karamsarlıklarının nedenini ticaret savaşları ve yüksek tarifelerle açıkladığını ortaya koydu.

 

Şirketler kendi bölgelerinde iş ortağı arayışına geçti; Asya’da büyüme planı yapan Avrupalı şirketlerin oranı %26’dan %13’e, Kuzey Amerikalı şirketlerin oranı da %33’ten %15’e geriledi. Kuzey Amerika’yı hedef pazar olarak gören Asyalı şirketlerin oranı ise %29’dan %21’e indi.

 

Türkiye’de durum

Ankette jeopolitik risklerin de birçok şirketi kaygılandırdığı; Rusya, Almanya ve Türkiye’nin jeopolitik risk alarmının en yüksek olduğu ülkeler olarak öne çıktığı ifade edildi.

 

Geçtiğimiz yıl Türkiye’nin 5 yıllık Kredi Risk Primi (CDS)’nde jeopolitik ve ekonomik gelişmelerle ivmelenen önemli artışlar yaşandı. Türkiye varlıkları, geçtiğimiz dönemde diğer birçok GOÜ gibi güçlü ABD Doları ve artan döviz borçlanma maliyetlerinden etkilenerek; artan risk algısının etkisiyle de önemli ölçüde zayıflayarak diğer GOÜ para birimlerinden negatif ayrıştı.

 

Türkiye’nin CDS primi 2019 yılı başında 370 gibi yüksek oranlarda arttı, küresel konjonktürün desteklemesiyle izleyen günlerde 350 puanın altına indi. Böylesi bir süreçte yurtdışındaki gelişmeler de Türkiye için destekleyici olmaktan uzaktır. ABD - Çin ticaret savaşı, İran’a yaptırımlar ile 2019’da da devam etmesi beklenen FED’in faiz artışları ve Ortadoğu’da durulmayan jeopolitik gerginlik ortamı Türkiye için de önümüzdeki dönemde zorlayıcı şartlara işaret ediyor.

 

Türkiye, 2017 yılının 3’üncü çeyreğinde %11.1 oranıyla dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisi olarak öne çıktı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2018 yılı 3’üncü çeyrek verilerine göre ise Türkiye ekonomisinin büyüme oranı belirgin bir daralma ile %1.6’ya düştü.

 

Büyümenin kompozisyonuna bakıldığında, dış talebin büyümede belirleyici olduğu, iç talep ve stok azalışının büyümeyi olumsuz etkilediği ve sabit sermaye yatırımlarının büyümeye katkısının negatif olduğu görülmüştür. Gelecek dönemlerin üretim kapasitesinin belirleyicisi olan sermaye malı üretimindeki düşüş ekonomik aktivitenin geleceği açısından not edilmiştir.

 

Aynı dönemde büyümeye en büyük katkı hizmetler sektöründen geldi. Sanayideki düşüşün yanı sıra özellikle inşaat sektöründe bu dönem büyümenin 2015 yılından bu yana ilk defa ve bir önceki çeyreğe kıyasla ciddi oranda daraldığı dikkat çekti. İnşaat sektöründe yılın ilk çeyreğinde %6.9 olarak gerçekleşen büyüme, 2’inci çeyrekte %0.8 gibi sınırlı bir oranda kaldı; 3’üncü çeyrekte ise -%5.3’lük bir düşüş yaşandı. Gayrimenkul faaliyetlerindeki büyüme de yılın ilk 3 çeyreğinde sırasıyla %3.4, %0.2 ve %2.3 olarak gerçekleşti. İnşaat sektöründeki daralmanın devam etmesi bekleniyor.

 

Gelinen noktada genel ekonomide bir daralma dönemine girildiğine işaret edilirken, Türkiye’nin 2018 yılının son çeyreğinde ekonomide küçülme yaşayarak 2018 yılını %3 dolaylarında bir büyüme oranıyla tamamlayacağı beklentileri yurtiçinden ve dışından kurumlarca yapılan öngörülerde ağırlık kazanıyor.

 

Öte yandan 2018 yılının son döneminde küresel ölçekte bazı olumlu gelişmelerle TL ve faizdeki kayıplar geri alınmaya, enflasyonda düşüş gözlenmeye başlamış; bunun üzerine ekonomi bir dengelenme sürecine girmiştir. Enflasyonda uygulamaya konulan vergi indirimleri, düşen enerji fiyatları ve daralan iç talep kaynaklı bir gerileme olduğu görülmüştür. Yılsonu enflasyonu %20.3 oranıyla Yeni Ekonomik Program (YEP)’daki %20.8 hedefi altında kalsa da 2018 yılı enflasyonunun halen son 14 yılın ortalamasının üstünde olduğu dikkat çekiyor. TC Merkez Bankası’nın (TCMB) Türkiye’nin 2019 yılı sonu enflasyon hedefinin %14.6 olması, aslen halen alınması gereken mesafenin zorluğunu gösteriyor.

 

Enflasyonda yılın son aylarında başlayan düşüş üzerine ortaya çıkan TCMB’nin faizde indirim yapabileceği tartışmaları ise uzmanlarca “erken bir tartışma” olarak yorumlanıyor; para politikasında TL üzerinde ek baskı yaratılmadan, “zamanı geldiğinde” büyümeyi ve kredileri destekleyecek faiz adımları atılmasının önemli olduğu belirtiliyor. Ardından TCMB’nin 16 Ocak tarihinde gerçekleştirdiği 2019 yılının ilk Para Politikası Kurulu (PPK) Toplantısı’nda para politikasındaki sıkı duruşunu koruması piyasalarca olumlu karşılanmış, olası bir faiz indiriminin en erken yılın 2’nci çeyreğinde gerçekleşebileceği görüşü ağırlık kazanmıştır.

 

Dünya Bankası Ocak 2019’da açıkladığı “Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu”nda, Türkiye ekonomisi için büyüme tahminlerini 2018 yılı için (1 puan düşüşle) %3.5’e, 2019 yılı için (2.4 puan düşüşle) %1.6’ya ve 2020 yılı için (1 puan düşüşle) %3’e çekmiştir. 2018 yılsonu tahmininde’’yüksek enflasyon ve faiz oranları, düşük güven seviyesi, azalan tüketim ve yatırımları’’gerekçe gösteren Dünya Bankası, 2021 yılında ekonomik büyümenin %4.2 seviyesine yükseleceğini öngörmüştür.

 

Raporda Türkiye için aşağıdaki tespitler yapılmıştır:

  • Türkiye ekonomisi 2019’da alışılagelmişten daha yüksek seviyede belirsizlikle karşı karşıyadır.
  • YEP, makro ekonomik istikrarın kademeli olarak tekrar sağlanması için iyi bir temel oluşturmaktadır.
  • YEP’in üzerine inşa edilecek yeni politikalar ekonomide düzenli bir yeniden dengelenme sağlayabilir.
  • Enflasyon hedefin üzerinde kaldığı sürece ve beklentiler yüksek seyrederken para politikası sıkı kalmaya devam etmelidir.
  • Finans sektöründen gelecek, borçlarda kademeli olarak azalmayı sağlayacak adımlar para politikasına eşlik etmelidir.
  • Borçların azaltılması sürecini destekleyecek kritik unsur şirket borçlarını yapılandıracak güçlü bir çerçevedir.
  • Şirket borçlarını yapılandıracak çerçeve, ekonomide “sert bir iniş mi, yoksa düzenli bir yeniden dengelenme mi olacağını” belirleyecektir.

 

Moody’s’in “Küresel Makro Görünüm: 2019 - 2020” raporunda ise GOÜ’lerde büyümenin 2019 yılında yavaş ve kesintisiz olacağı, ancak G-20 ülkeleri arasında bulunan Türkiye ve Arjantin ekonomilerinde küçülme yaşanacağı öngörüsünde bulunulurken; Türkiye’nin 2019 yılı ortasına kadar iki çeyrekte daralmasının beklendiği ifade edilmiştir.

 

2018 yılının sonuna doğru hükümet konut, mobilya, beyaz eşya ve otomotiv sektörlerinde uygulanmakta olan vergi indirimlerini 3 ay süreyle uzatmıştır. Ardından da bir dizi geçici önlem daha hayata geçirilmiştir. Bunlar arasında konutlarda elektrik ve doğalgaz ile KOBİ’ler ve ticarethanelerde doğalgazda %10 indirim, 2.5 milyon haneye elektrik desteği, Ziraat Bankası kanalıyla kart borcu olan vatandaşlara nakit avans veya uygun koşullarda ihtiyaç kredisi ile spor kulüplerinin borçlarına getirilen taksitlendirme, Halk Bank aracılığıyla yaklaşık 350 bin esnafa 2019 yılı içinde 22 milyar TL’lik kredi kullanım imkânı, KOBİ’lere 20 milyar TL’lik kredi desteği dikkat çekiyor.

 

Kriz yönetimi konusunda deneyimli ve esnek özel sektörü ile Türkiye ekonomisi bu zorlu süreci deatlatacaktır. Bu noktada 2018 yılında ekonomide yaşanan olumsuzluklara rağmen cari dengedeki düzelme, petrol fiyatlarının korkulan düzeylere yükselmemesi, ABD ekonomisindeki durgunluk senaryosunun gerçek olması, yatırımcıların ilgisini Türkiye’ye yönlendirerek dış finansman ihtiyacını azaltabilecektir.

 

Dünya ekonomisi, Küresel Finans Krizi’nin 10’uncu yılı olan 2018 yılına görece olumlu bir görünümle başlamış, ancak ABD Başkanı Trump’ın agresif ve korumacı politikaları, ABD Merkez Bankası (FED)’nın faiz artışları ve Çin’den gelen olumsuz ekonomik verilerin etkisiyle yılı artan bir tedirginlikle tamamlamıştır.

Türkiye Müteahhitler Birliği İnşaat Sektörü Raporu’nda genel ekonomi ve sektöre ilişkin özetle şu tespitlere de yer verildi:

 

Yabancı fonların artan ilgisinden Türkiye de olumlu biçimde yararlanmaya başlayacak

Son günlerde özellikle ABD Merkez Bankası (FED)’nın faizleri sanıldığı hızla artırmayacağı algısının büyük etkisiyle, yabancı fonların artan ilgisinden Türkiye’nin de olumlu biçimde yararlanmaya başladığına işaret edilen analizde, kriz yönetimi konusunda deneyimi ve esnek özel sektörü ile Türkiye ekonomisinin bu zorlu süreci de atlatmasının beklendiği belirtildi. Yaşanan tüm jeopolitik risklere ve ticaret savaşlarına rağmen Türk firmaları, 2018 yılında yurtdışında 19.9 milyar ABD Doları tutarında taahhüt projesi üstlendiği açıklanan analizde, bugüne kadar 123 ülkede üstlenilen 9.600 projenin toplam tutarının 380 milyar ABD Doları’na ulaştığı kaydedildi.

 

2018 yılında en fazla iş üstlenilen ilk 3 ülkenin Rusya (% 20), Suudi Arabistan (% 15.5) ve Katar (% 10.4) olduğu belirtilen raporda, “İlişkilerin normalleşmesinin ardından Rusya, bu yıl yurtdışı müteahhitlik hizmetlerimizde pazar sıralamasında lider konumuna geri dönmüştür. Rusya’da kısa sürede 2012- 2015 yıllarındaki ortalama 5 - 6 milyar ABD Doları/yıl potansiyel proje tutarına yaklaşılmasının mümkün olacağı öngörülmektedir” yorumu paylaşıldı.

 

Analizde yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinde son yıllardaki performans şöyle özetlendi: “Yurtdışı müteahhitlik hizmetleri 2012 - 2015 döneminde yıllık 30 milyar ABD Doları ile en yüksek seviyelere ulaşıldığı görülmektedir. Ancak dünyadaki siyasi ve ekonomik gelişmeler, petrol fiyatlarındaki gerileme ve Rusya ile yaşanan krizin etkisi ile bu rakam, 2016 - 2017 döneminde 14 - 15 milyar ABD Doları/yıl mertebesine inmiştir. Yurtdışında yeniden yıllık proje tutarında 20 - 30 milyar ABD Doları bandına doğru hareket ettiği gözlenmektedir.”

 

Dünya inşaat sektörü 700 milyar Dolara çıkacak

Dünyada referans kabul edilen ENR’ın (Engineering News Record) verilerine göre; geçtiğimiz dönemde ekonomik belirsizlikten en çok etkilenen sektörlerden biri olarak durgun seyreden küresel inşaat pazarı 2017 yılında yeniden ivmeyi yukarı çevirerek yüzde 3.1 artışla 482 milyar ABD Doları olmuştur. Uluslararası müteahhitlik pazarının büyüklüğünün 2030’larda 700 milyar ABD Doları seviyelerine çıkması öngörülmektedir.

 

Türk müteahhitlerin büyük hedefi küresel pazardan yüzde 7 pay almak

Sektörün Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında küresel pazarda ağırlığı olan ve bölgesinde lider “Türk Müteahhitliği” markası oluşturarak yurtdışında 35 milyar ABD Doları seviyelerinde proje üstlenmesi öncelikli hedeftir. 2030’larda ise uluslararası pazardan firmalarımızın aldığı payın %7’lere, diğer bir ifadeyle yılda 50 milyar ABD Doları seviyesine yükseltilmesi amaçlanmaktadır.

 

Irak’tan olumlu sinyaller geliyor

Önümüzdeki dönemde yurtdışı inşaat pazarını etkileyecek çok çeşitli unsurlar mevcuttur. Bunların başında enerji fiyatlarının seyri ile Suudi Arabistan, Cezayir gibi Türk firmaların referanslarının güçlü olduğu pazarlardaki yatırım ortamı ve finansman koşulları gelmektedir. Rusya Federasyonu ve Irak da 2019’da sektör için önemini koruyacaktır. Irak’ta geçen yılın sonunda kurulmuş olan Hükümet, bazı Bakanlıklara henüz atama yapılmamış olmasına karşın, ülkenin yeniden imarı ve yaşam kalitesinin yükseltilmesine verdiği önem nedeniyle olumlu bir dönemin başlangıcının sinyallerini vermektedir. Bu yöndeki gelişmeler ve mevcut güvenlik sorunlarının aşılması, firmalarımıza Bağdat ve çevresi ile Basra başta olmak üzere Irak’ta yeniden iş üstlenilebilmesi imkânı sağlayacaktır. Bu durum aynı zamanda, Irak tarafının müteahhitlik firmalarımıza birikmiş alacaklarını ödemeleri ve firmalarımızın mevcut projelerini tamamlamaları sonucunu doğurabilecektir. Dolayısıyla Irak ve Suriye’de, barış ve istikrar ortamının yeniden sağlanması bölgede “barış ekonomisi”nin devreye girecek olması açısından da son derece önem taşımaktadır.

 

Sahra altı, Hindistan ve Latin Amerika’da

yeni fırsatlar

Müteahhitlerimiz yurtdışında yeni fırsatlar için bir süredir Sahra Altı Afrika, Hindistan, ASEAN Bölgesi ve Latin Amerika gibi potansiyeli olan pazarları yakından takip etmektedir. Pek çok ülkenin ilgi odağında olan Afrika’da çok çeşitli proje imkânları mevcut olup, bölge ülkelerindeki firmalarımıza yönelik olumlu bakış Türk müteahhitlik firmalarını avantajlı kılmaktadır.

 

İnşaat sektöründe keskin daralma başladı

Son yıllarda büyümenin lokomotifi olmuş inşaat sektörü, 2018 yılı 3’üncü çeyreğinde %5.3 oranında daralmıştır. 2017’nin ilk 9 ayında ekonomi %7.3, inşaat sektörü %9.6 büyümüştür. 2018’in aynı döneminde ise ekonomi %4.7 büyürken, inşaat sektöründeki büyüme %0.8 düzeyinde kalmıştır. Söz konusu tablo, inşaat sektöründe keskin bir daralmanın başladığını ortaya koymuştur.

 

Güven endeksindeki gerileme sürüyor

TÜİK tarafından açıklanan ve sektörel güvendeki seyri göstermesi açısından önem taşımakta olan İnşaat Sektörü Güven Endeksi’nde 2018 yılı Ağustos ve Eylül aylarındaki sert düşüşün ardından gerilemenin yılsonuna kadar sürdüğü gözlenmektedir. Aralık 2018 tarihinde İnşaat Sektörü Güven Endeksi 56.6’dan 55.4’e gerilemiştir. İnşaat sektöründe bir önceki aya göre toplam çalışan sayısı beklentisi endeksi ise %5.5 artarak 71.5 olmuştur.

 

Konut segmentinde desteğe rağmen satışlar geriledi

Gayrimenkul sektörü, 2018 yılının 3’üncü çeyreğinde önceki yılın aynı dönemine oranla %2.3 büyümüştür. Yılın ilk ve 2’nci çeyreğinde büyüme oranları da %3.4 ve %0.2 olarak revize edilmiştir. Böylece yılın ilk 9 ayında gayrimenkul sektöründeki toplam büyüme, %2 olmuştur. TÜİK’in Konut Satış İstatistikleri’ne bakıldığında; 2018 yılında Türkiye genelinde toplam 1.375.398 konut el değiştirmiştir. Konut satışlarında Mayıs-Haziran döneminde yakalanan olumlu eğilim, faiz ve fiyat indirim kampanyalarının sona ermesinin ardından terse dönmüş; toplam satışlarda Ağustos ve Eylül aylarında düşüş gerçekleşmiştir. Ekim ayında ise tapu harcı indiriminin etkisiyle satışlarda %19 artış gözlenmiştir. Harç indirimi ile konutta (%18’den 8’e çekilen) KDV indiriminin süresi, daha sonra 2018 yılı sonuna kadar uzatılmıştır. Konut satışları Kasım ayında %27 düşüş ve Aralık’ta %3 artışla 2018 yılını bir önceki yıla kıyasla %2.4 gerilemeyle kapatmıştır.

Rate this item
(0 votes)
Haber Servisi

Asansör Vizyon Haber Servisi

Leave a comment

Make sure you enter all the required information, indicated by an asterisk (*). HTML code is not allowed.

reklam3

Çok Okunanlar

AYBEY ELEKTRONİK

AYBEY ELEKTRONİK

Mar 20, 2018 Rate: 0.00

Engelli Asansörleri

Engelli Asansörleri

Mar 20, 2018 Rate: 0.00

ARDA ASANSÖR

ARDA ASANSÖR

Mar 20, 2018 Rate: 0.00

Son Tweetler

@MuzafferYasar42 @ieeedumlupnarcs @RoyalCert_TR @DumlupinarOBS @dpukonsey @ieeetrsb @Dputv @GundemAsansor Muzaffer… https://t.co/UtvlZgfZWm
@MuzafferYasar42 @RoyalCert_TR @emoorgtr @bursaemo @MMOtmmob @MMOBursa @Bursad1994 @asansormuh @Bursagundemi Yaptığ… https://t.co/zoC4tOWelx
Asansör Vizyon ve Lift Vision İOS ve Android mobil uygulamaları çok yakında sanal marketlerde
Takip Et Asansor Vizyon on Twitter

İçerik Galerisi

EMEKLİLİKTE YASA TAKILANLAR (EYT) SON VİRAJDA

FUAR RUSSIAN ELEVATOR WEEK  26-28 HAZİRAN TARİHİNDE YAPILACAK

15 SORUDA ALACAK SİGORTASI

KRİZLERDEN DAHA GÜÇLÜ ÇIKABİLMENİN  EN KOLAY YOLU: İHRACAT

LIFT EXPO CEZAYİR 2018: TÜRK ASANSÖR ÜRETİCİLERİ  CEZAYİR’E ÇIKARMA YAPTI

ARKEL'DEN KAPI KONTROL KARTI: "KM - 30S"

LIFT-ASIST’TEN TÜRKİYE’DE BİR İLK: ASANSÖRDE KALMA SORUNUNA SON

EMAK ASANSÖR, GLOBAL MARKA  OLMAK İÇİN YENİLİKÇİ ÜRÜNLER GELİŞTİRİYOR

TURKLIFT ASANSÖR, ÜRETİM VE  SERVİS HİZMETLERİNİ BİR ARADA SUNUYOR