Uyuyan Dev Uyanıyor!...

Toplumların gelişim ve ilerlemesi, “değişim” ve “dönüşüm”lerle gerçekleşmektedir. Kas gücünden kasa gücüne, kasa gücünden kafa gücüne doğru olan bu gelişimin günümüzdeki anlamlı özetlemesi, “Bilgi Toplumuna İlerleyiş”tir. Türkiye’nin bugün yaşamakta olduğu toplumsal heyecanın kaynağında bu olgu yatmaktadır. Toplumsal gelişmemizin bilgi toplumuna odaklanmış stratejik yönelimi, hepimizi yeni bir toplumsal gerçeklikle de tanıştırmıştır

Toplumların gelişim ve ilerlemesi, “değişim” ve “dönüşüm”lerle gerçekleşmektedir. Kas gücünden kasa gücüne, kasa gücünden kafa gücüne doğru olan bu gelişimin günümüzdeki anlamlı özetlemesi, “Bilgi Toplumuna İlerleyiş”tir. Türkiye’nin bugün yaşamakta olduğu toplumsal heyecanın kaynağında bu olgu yatmaktadır. Toplumsal gelişmemizin bilgi toplumuna odaklanmış stratejik yönelimi, hepimizi yeni bir toplumsal gerçeklikle de tanıştırmıştır: Türkiye’de kadının toplumsal rolü ve gücü.  Kadınlarımızın girişimcilik gücü harekete geçmiş, görünür olmuş ve adeta uyuyan dev uyanmaya başlamıştır. Kadının bu uyanışı önümüze yeni ve yaşamsal nitelikte toplumsal görevler çıkarmıştır. 74 milyon yurttaşımızın aklını, potansiyelini ve bütün kabiliyetini kullanmamız gerektiğine işaret bu süreci akılla, bilimle, umutla, dayanışmayla desteklenmiş bir ulusal plan çerçevesinde yönetmemiz gerekmektedir. Bu çerçevede kamu-sivil toplum işbirliği ve ortaklıkları büyük önem kazanmaktadır. Kadınlarımızın ev ekonomisini yönetmede gösterdikleri üstün başarı adeta bir efsanedir ama asla “şehir efsanesi” değildir. Türkiye’nin bugüne gelebilmesinde kadının, görmediğimiz ve hiçbir zaman ölçmediğimiz bu katkısını minnetle kaydediyoruz. Ve bugün artık Türkiye’nin kadını evinin dışındaki ekonomide de söz sahibi olmak istemektedir. Bu istek, geçmişteki savaş ve kriz ekonomilerine zorunlu kadın katılımına benzemeyen, geleceği şekillendirecek kadar kuvvetli ve kalıcı tarihsel bir eğilimdir. Kadının Türkiye’de ev dışındaki ekonomiye katılım doğrultusunda gösterdiği istek ve irade, önemli bazı adımları atmamıza da vesile olmuştur. TOBB Kadın Girişimciler Kurulu doğmuş ve görece etkinlik kazanmıştır. 

KOSGEB’in Kadın girişimci destekleri dikkate değer bir potansiyeli hareketlendirmiştir. İş Kur’un ve yerel yönetimlerin kadına dönük meslek ve iş edindirme faaliyetlerine önemli bir katılım sağlanmıştır. Kadınların kurduğu STK’lar ve üniversitelerin de elde ettiği sonuçlarla birlikte ciddi bir potansiyel yaratılmıştır. Kadının iş dünyasına ve büyük toplumsal aktivite alanlarına açılımı noktasında her ne kadar umutlandırıcı bazı adımlar atmış olsak da, Türkiye olarak henüz işin başlangıcındayız. Kadının öz yaşamına, iş yaşantısına, sosyalleşmesine, bilim ve bilgiyle haşır-neşir olmasına, kültürel alanda yerini almasına dair yapılacak çok işimiz vardır. ‘Hukuki eksikliğimizi’ gidermemiz, kadını koruyan ve güçlendiren normları uygulamada gerçekleştirmemiz, siyaset, eğitim, sağlık, kültür vb alanlarda açtığımız özel parantezleri alabildiğine genişletmemiz gerekmektedir. Fırsat eşitliğini her alanda somutlaştırmak, kadını eşit ve güçlü birey bilinç ve haklarıyla donatmak durumundayız. Türkiye’de kamu-sivil toplum işbirliği ve ortaklığı gelişmemiştir. Bu konuda yerleşik bir kültürden ve işleyen etkin sistemlerden yoksun olmamızdan dolayı “Kadın girişimciliği” hala aykırı ve marjinal bir konuymuş gibi durmaktadır. Bu bir eşiktir ve kadına özgüven ve cesaret verecek toplumsal iklimin yaratılması için aşılmak zorundadır. Kadın girişimciye aktardığımız bilgi ve başlangıç sermayesinin başarılı sonuç vermesi, kadının kamuyu her zaman arkasında hissetmesine bağlıdır. Diğer yandan en geniş anlamda kadın girişimci ortamının somut temelini kadın istihdamı oluşturmaktadır. Türkiye’de kimi sosyolojik ve iç göç nedeniyle de olsa kadın istihdamı oranı kabul edilemez ölçüde düşmektedir. Bu süreci tersine çevirmek için kadın istihdamını artırmaya dönük kamu ve sivil toplum ortaklığı ile ulusal çapta etkinliği amaçlayan özel projeler ve kampanyalar gerçekleştirilmelidir. Hatta kadını yönetimde söz sahibi yapan işletmeler ödüllendirilmelidir. Girişimci olması için kadına bilgi ve sermaye, özgüven ve cesaret gerekiyor. Peki, ama bunlar kadında niçin eksik? Elbette onların toplumsal pozisyonu, her konuda maruz kaldıkları “ayrımcılık” nedeniyledir. Ama artık Türk devleti ve toplumu açtığı bayrağa şu şiarı yazmıştır: ‘Her türlü ayrımcılığı reddediyorum!’’ Bu şiarı tüm kurumlar ve kişiler benimsediği zaman Türkiye’nin özlenen gerçek dönüşümü başlayacaktır. O halde; kadın girişimciliğini geliştirmek için attığımız her adımda iki şeyi birden yapacağız: Bir yandan bilgi ve sermaye sağlayarak kadını destekleyeceğiz, diğer yandan da önünü, cinsiyet temelli engellerden temizleyeceğiz. Çünkü kadın girişimciliğini geliştirmek iki farklı mekanizmayı içermektedir; biri girişimcilik diğeri de cinsiyet ayrımcılığı. Bu bir toplumsal dönüşüm meselesidir. Girişimcilik aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğu için, kadının evdeki yaşam ortamı ile ev dışı ortamı aynı ölçüde elverişli kılınmalıdır. “İtilmiş ve Kakılmış kadın modelinin kadında girişimciliği öldürdüğü kaydedilmeden, kadının ev içindeki durumu insanlıktan gelen haklarla düzeltilmeden, bu bilinç toplumun her katmanına yayılmadan Türkiye’nin toplumsal dönüşümünden söz etmek mümkün olmayacaktır. Genel girişimciliğin desteklenmesine farklı, Kadın girişimciliğin desteklenmesine daha farklı bir açıdan yaklaşmalıyız. Girişimciliğin desteklenmesine ekonomik, kadın girişimciliğinin desteklenmesine ekonomik, toplumsal, sosyal, kültürel bir olay gibi bakmalıyız. Bu noktada kadını fırsat eşitliğine yükselten bir ilke olarak pozitif ayrımcılığı bütün yaşamsal faaliyetin eksenine yerleştirmeliyiz. Erkeğin kadına ve kadının kendine koyduğu engellerin temeli, toplumdaki cinsiyetçi yapıdır. Bu nedenle kadın girişimciliği, toplumsal sosyolojik kültürel boyutlarıyla, yalın olmayan bir süreçtir. Sürecin bu karakteri, ilgili bütün aktörlerin işbirliğini zorunlu kılmaktadır. Kadını ekonomik aktör olmaya iten, destek ve teşvik gibi araçları geometrik bir artışla yaygınlaştırmalı, ulusal strateji düzeyinde derinleştirmeliyiz. Diğer yandan kadının girişimciliğini öldüren cinsiyetçi engelleri birer somut olgu olarak teşhis etmeli, kadına yönelik proje ve programlarımızda bu bütünlüğü kurmalıyız. Kadın girişimciliğini, eğitim, danışmanlık, gıda, hazır giyim, sigortacılık, temizlik, sağlık gibi; inovasyon yüklü ve hizmet ağırlıklı alanlara yöneltmeli, geleneksellikten çıkarıp modernliğe kaydırmalıyız. Kadın girişimciliği konusunda 3’üncü dünya’dan veya ultra modern dünyadan modeller devşirmemize ihtiyacımız yoktur. Kadın girişimciliğinde Türkiye kendi realitesine dayanan modeli yaratacaktır.

Rate this item
(0 votes)
Last modified on Pazar, 28 January 2018 21:56
M.Akif Temelli

Mehmet Akif TEMELLİ (Genel Sekreter)- (EMASGEZ Asansörleri Genel Müdürü)
Makine Mühendisi, TOSYÖV Genel Sekreteri

Leave a comment

Make sure you enter all the required information, indicated by an asterisk (*). HTML code is not allowed.

reklam3

Çok Okunanlar

ARDA ASANSÖR

ARDA ASANSÖR

Mar 20, 2018 Rate: 0.00

AYBEY ELEKTRONİK

AYBEY ELEKTRONİK

Mar 20, 2018 Rate: 0.00

Başarının Sırrı

Başarının Sırrı

Mar 20, 2018 Rate: 0.00

Son Tweetler

Asansör Vizyon ve Lift Vision İOS ve Android mobil uygulamaları çok yakında sanal marketlerde
36.sayımız an itibariyle dağıtıma çıkmıştır. Şimdiden keyifli okumalar dileriz... https://t.co/HNzqrGGmHJ
Fuar fuar gezmeyi seven dergi LIFTVISION, şimdi de Cidde'de... https://t.co/FIfELbC1NZ
Takip Et Asansor Vizyon on Twitter

İçerik Galerisi

ASANSÖR SEKTÖRÜ, BU SENE DE  İFTAR PROGRAMLARINDA BİRARAYA GELDİ

RUSSIAN ELEVATOR WEEK 2019: RUSYA VE AEB’NİN  ANA ASANSÖR FUARI İÇİN HAZIRLIKLAR BAŞLADI

BURCU TÜRKEKUL KAPLAN & İLKER KAPLAN  DÜNYA EVİNE GİRDİ

ASANSÖR DENETİMİ YAPTIRMAYAN SİTE ve APARTMAN YÖNETİCİLERİNİN HUKUKİ İDARİ CEZA SORUMLULUĞU

WEE EXPO’DAN  NOTLAR

WEE EXPO 2018’DE, ÇİN VE DÜNYA ASANSÖR  SEKTÖRÜNÜN NABZINI TUTTUK

2018 ÇİN ULUSLARARASI ASANSÖR FUARI’I  130 BİN PROFESYONEL ZİYARETÇİYİ AĞIRLADI

ASANSÖRLERDE ARTIK AKIM ANAHTARI (KAÇAK AKIM RÖLESİ), TOPRAKLAMA VE ENERJİ KALİTESİ